Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Kazakistan'a gerçekleştirdiği ziyaret için Kazakistan'dayız. Gezinin ilk kısmı Astana'da resmi devlet ziyareti kapsamında gerçekleşiyor. İkinci kısmı ise Türkistan'da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı Gayri Resmi Liderler Zirvesi olacak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından görkemli bir törenle karşılandı. Ziyaretin ikinci gününde, ikili ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirildi. Her iki lider, Türkiye Kazakistan İş Forumu'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ilk kez ihdas edilen Hoca Ahmet Yesevi Nişanı'ın takdim edilmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin ulaştığı pozitif ivmeyi göstermesi bakımından önemliydi.
Kazakistan'daki resmi temasları kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşlik eden Emine Erdoğan Hanımefendi de Kazakistan'ın önde gelen tarım üniversitelerinden biri olan Seyfullin Devlet Tarım Teknik Üniversitesi'ni ziyaret etti. Burada TİKA'nın desteği ile hayata geçirilen Uluslararası Sıfır Atık Eğitim Laboratuvarı'nın açılışını gerçekleştirdi.
Bu ziyarette, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı gerçekleştirildi. Bu da ilişkilerin giderek kurumsal ve stratejik hale geldiğine işaret eder. İki ülke arasında 15 farklı başlıkta yeni anlaşmalar yapıldı. Kazakistan'ın en büyük yatırımcılar biri Türkiye. Ticaret ortaklığında beşinci sırada. Dört bin Türk şirketi, altı milyar tutarında halihazırda yatırım yapmış durumda.
Türkiye'nin, Türk devletleri ile ilişkileri son yıllarda kültürel yakınlık ve kardeşlik söyleminin ötesine geçti. Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden kurumsal kapasitenin artırılması, enerji ağlarının entegrasyonu, savunma sanayi işbirlikleri, teknoloji yatırımları ve ulaştırma koridorları üzerinden yeni bir jeopolitik alan oluşturulmaya çalışılıyor. Bu zaviyeden bakıldığında ziyaretin en kritik mesajlarından biri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İnşallah önümüzdeki dönemi Türk Dünyası yüzyılı yapacağız" sözleriydi.
Bu ziyaret kapsamında ilişkileri elan alan Kazakistan merkezli analizlerde, tam da bu hususlar öne çıkarılarak, Türkiye kardeş ülke olmanın yanında, ulaştırma koridorları, enerji güvenliği, savunma sanayi, teknoloji ve bölgesel ve küresel denge üretme kapasitesiyle Avrasya'nın yükselen stratejik aktörlerinden biri olarak tanımlanıyor. Her iki liderin konuşmasının ana merkezinde aslında bu yaklaşımın tezahürlerini görmek mümkündü.