ORTADOĞU’da iki ayı aşkın süredir devam eden ABD ve İran arasındaki kriz yeni bir safhaya girdi. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, kırılgan haldeki ateşkesin akıbetine ilişkin soru işaretleri ve tarafların bir türlü uzlaşmaya varamadığı hedefleri krizi çok katmanlı bir denklem haline getirdi. Bu denklemde öne çıkan başlıklar ise dört soruda yanıt buluyor.
13 Nisan’da kendi ablukasını başlatan ABD ordusu önceki gün, Başkan Donald Trump’ın emriyle 100’den fazla kara ve deniz aracı, güdümlü füze destroyerleri ve 15 bin askeri personelinin katılımıyla “Özgürlük Projesi” operasyonu başlatarak İran’ın Hürmüz ablukasına son vermeye çalıştı. ABD ordusu yüzlerce gemi ve şirketle iletişime geçerek kendi rehberliklerinde Boğaz’ı geçmeleri için çağrı yaptıklarını belirtirken, projenin ilk 48 saatinde tansiyon oldukça yüksek seyretti. Ancak uzmanlara göre, her iki tarafın attığı aceleci ve tek taraflı adımlar nedeniyle bölgede huzurun sağlanması oldukça uzak bir ihtimal. Analiz şirketi Eurasia Group, İran’ın onayı veya çok daha büyük bir askeri güç olmadan ABD’nin projesinin başarısız olacağını belirtiyor. Verilere göre savaş nedeniyle bölgede 20 bin denizci ve yaklaşık 170 milyon varil petrol ve yakıt mahsur kalmış halde.
ABD ve İran arasında nisan ayı başında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin gidişatı da belirsiz durumda. Hürmüz’de İran’ın ABD gemilerine ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik saldırıları ve Amerikan donanmasının İran’ın deniz unsurlarını vurması ateşkesin devamlılığına ilişkin soru işaretlerini artırdı. Uzmanlara göre gerilimin bir anda sıçramış olması, asıl sorunun artık “savaşın yeniden başlayıp başlamayacağı değil, ne zaman başlayacağı” olduğunu gösteriyor. İran cephesi ABD’nin ateşkesi ihlal ettiğini belirtirken, ABD cephesi ise “ateşkesin hâlâ yürürlükte olduğunu” savunuyor. Nitekim savaşın başından bu yana Tahran’a sert çıkan Savunma Bakanı Pete Hegseth de dün daha temkinli bir dil kullandı. “Ateşkesin devam ettiğini” belirten Hegseth, “Özgürlük Projesi geçici bir görevdir. Dünyanın uygun bir zamanda devreye girmesini beklemekteyiz. Bu sorumluluğu yakında onlara devredeceğiz” diye konuştu.
Washington’ın yine müzakerelerin ortasında gerilimi tırmandıracak bir adım atmış olması yalnızca deniz trafiğini güvence altına alma çabasıyla sınırlı değil. Uzmanlara göre ABD, bir yandan piyasaları istikrarda tutmayı hedeflerken, diğer yandan ise İran üzerindeki askeri ve ekonomik baskıyı artırarak müzakere masasında taviz vermeye zorlamayı amaçlıyor. Amerikan CNN’e göre bu çerçevede İsrail ile koordinasyon halinde yeni bir saldırı seçeneğinin de masada olduğu belirtiliyor. İsrailli bir yetkiliye göre ateşkesin bozulması halinde İran’a yönelik “kısa süreli ve hedef odaklı” bir operasyon planı hazır durumda. Trump ise son günlerde iki uç arasında sıkışmış görünüyor. Wall Street Journal’a göre Trump’ın masasında “İran’ı nükleer programından vazgeçmediği için sert şekilde cezalandırmak ya da ABD’yi daha derin bir çatışmaya sürükleyebilecek tırmanmadan kaçınmak” olmak üzere iki seçenek bulunuyor. Trump’ın “savaşın üç hafta daha sürebileceğini” öne sürmesine rağmen bir sonraki hamlesi şimdilik belirsizliğini koruyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırıların ardından ağır kayıplar veren Tahran ise halihazırda güvensizlik duyduğu Washington’un saldırgan politikalarına sert yanıtlar vermeye çalışıyor. Beyaz Saray’ın önceki gün “tüm kartların Trump’ın elinde olduğu” yönündeki paylaşımına İran cephesinden “daha az kartlara sahip oldukları” yönünde bir kabul geldi. Zira İran’ın elindeki Hürmüz Boğazı kozu, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler’in başta olduğu ortakları ile füzelerinden oluşan avantajlar, ABD üzerinde pek de caydırıcılık yaratabilmiş değil. Ancak uzmanlar, İran’ın “acımasız ve pervasız” taktiklerinin tabloyu bir anda değiştirebileceğine işaret ediyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da yaptığı son açıklamada, “Mevcut durumun sürdürülmesinin ABD için dayanılmaz olduğunu çok iyi biliyoruz, oysaki biz henüz başlamadık bile” ifadelerini kullandı. Öte yandan İran’ın geçen hafta sunduğu 14 maddelik teklif de diplomasi kanalının bir şekilde açık tutulmaya çalışıldığını gösteriyor. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi önceki gün teklife ABD’den yanıt geldiğini doğrularken, “ABD’nin barış önerisine verdiği yanıtı kabul etmek zor” ifadelerini kullandı. Tahran’ın bir sonraki adımının da Trump’tan gelecek hamleye bağlı olduğu belirtiliyor.