Dünya rahat bir nefes aldı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik açtığı ortak savaş, dün gece yarısından sonra 40’ıncı gününde iki haftalık bir ateşkes ve müzakere sürecinin kabul edilmesiyle durdu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a yönelik sert mesajları ve tüm sivil enerji altyapısını yok edeceğine dair verdiği ültimatomun süresinin dolmasına 90 dakika kala, taraflar silahların susturulması ve müzakere masasının kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Pakistan’ın başkenti İslamabad’da cumartesi günü başlayacak görüşmelerde ABD’yi Başkan Yardımcısı JD Vance temsil ederken İran heyetine ise Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık yapacak.

Ateşkes ve müzakerelerin başlayacağının duyurulmasının ardından açıklamalarda bulunan Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in öncülüğünde, iki ülke arasında yürütülen müzakerelerin olumlu sonuç verdiğini belirtti. Varılan anlaşmanın detaylarını da aktaran Trump, İran’daki uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen duracağını, yerin derinliklerine gömülmüş nükleer kalıntıların ABD tarafından çıkarılıp bölgeden uzaklaştırılacağını ifade ederek İran’ın oldukça verimli bir rejim değişikliğinden geçtiğini savundu. Trump, müzakere sürecinin bir parçası olarak İran’a yönelik uygulanan yaptırımların ve tarifelerin kaldırılacağı bilgisini de paylaştı. ABD Başkanı müzakerelere dair pozitif mesajlar vermesine rağmen İran’a silah tedarik eden her ülkeye, ABD’ye sattıkları tüm mallar üzerinden derhal geçerli olmak üzere yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu.

Pakistan, Türkiye ve Mısır’ın yoğun çabalarının yanı sıra New York Times’ın (NYT) İranlı yetkililere dayandırdığı habere göre Çin, son aşamada devreye girerek İran’ı masaya oturması ve müzakere süresince Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması konusunda ikna etti. Haberde Pekin’in, İran’ın enerji tesisleri ve kritik altyapısına yönelik olası saldırıların küresel ekonomi üzerinde yaratabileceği olumsuz etkiden endişe duyduğu aktarılırken uzmanlar, Pekin’in girişiminin İranlılar tarafından sızdırılmasının Çinli yetkililer arasında rahatsızlık yarattığını iddia etti. Bunun Çin’i daha fazla sorumluluk almaya itmek için yapılmış bilinçli bir hamle olduğu değerlendiriliyor. Tahran yönetimi böylelikle ateşkesin başarısız olması halinde Çin’i suçlayabilecek. Öte yandan Çin’in İran’ı ateşkesi kabul etmeye zorlamak için devreye girdiği gerçeği, Pekin’in bir sonraki aşamanın ve potansiyel nihai anlaşmanın da kilit bir parçası olacağı anlamına geliyor.

Amerikalı ve İranlı yöneticiler en son 2015’te imzalanan nükleer anlaşma sürecinde yüz yüze görüşmüş; Washington adına Barack Obama yönetiminin Dışişleri Bakanı John Kerry, Tahran tarafında ise dönemin Dışişleri Bakanı Cevad Zarif masada yer almıştı. Taraflar savaşın öncesinde Umman’ın arabuluculuğunda dolaylı olarak görüşüyordu.

KRİTİK KONULAR HÜRMÜZ VE NÜKLEER TARAFLAR UZLAŞIYA NE KADAR YAKIN

ABD ve İran’ın 15 günlük ateşkeste uzlaşmasına rağmen nihai barış için anlaşma zemini olup olmadığı henüz belirsiz. ABD’nin 15, İran’ın ise buna karşı ilettiği belirtilen 10 maddelik karşılıklı listelerde tarafların bazı konulardaki beklentileri arasında büyük farklar var. Özellikle Washington yönetimi İran’ın nükleer programını tamamen kapatmasını talep ederken, Tahran ise bu hakkını saklı tutmak istiyor.