Paris'teki Jacques Delors Enstitüsünde araþtýrmacý ve College of Europe'da (Avrupa Koleji) Öðretim Üyesi Dr. Thierry Tardy, Von der Leyen'in tartýþmalý açýklamasý ve AB-Türkiye iliþkilerinin geleceðini AA Analiz için kaleme aldý.
Liderlerin bazý açýklamalarý açýkça sorunlu olmakla birlikte, ayný zamanda belirli bir siyasi zihniyetin de yansýmasýdýr. Avrupa Komisyonu Baþkaný Ursula von der Leyen'in bu hafta baþýnda Alman gazetesi Die Zeit'ýn bir etkinliðinde yaptýðý açýklama da bu durumun somut bir örneðidir. Von der Leyen, Avrupa Birliði'nin "Avrupa kýtasýný tamamlamayý baþarmasý gerektiðini, aksi takdirde kýtanýn Rus, Türk ya da Çin nüfuzuna girebileceðini" ileri sürdü.
AB üyeliði için aday ülkelerle yürütülen müzakerelerden sorumlu Avrupa yürütme organýnýn baþýnýn, Rusya, Çin ve Türkiye'yi ayný tehdit kategorisinde deðerlendirmesi ciddi bir rahatsýzlýk kaynaðý oluþturmaktadýr. Nitekim AB üye devletlere yönelik tutumlarý nedeniyle Avrupa Birliði tarafýndan bir süredir Rusya "temel tehdit", Çin ise "sistemik rakip" olarak tanýmlanmaktadýr.
AB Komisyonu Baþkaný Ursula von der Leyen
Ancak Türkiye'nin bu ülkelerden farklý bir konumda deðerlendirilmesi gerektiði açýktýr. 1999'dan bu yana AB üye ülkesi, 1952'den bu yana ise NATO müttefiki olan Türkiye, AB'nin 2025 tarihli, savunmada yeni yol haritasý olan "Beyaz Bülten"de "Ortak Güvenlik ve Savunma Politikasý alanýnda köklü bir ortak" olarak nitelendirilmektedir. Ayný belgede, "AB açýsýndan önem taþýyan tüm konularda iþbirliðine eþit düzeyde baðlýlýk temelinde, ortak çýkar alanlarýný kapsayan karþýlýklý yarar saðlayan bir ortaklýk" kurulmasý gerektiði de bir kez daha vurgulanmaktadýr.
Güç odaklý politikalarýn dünya siyasetini giderek daha fazla þekillendirdiði ve Avrupa'nýn ABD'ye olan baðlýlýðýný azaltmaya çalýþtýðý bu konjonktürde jeopolitik tablo, AB ile Türkiye arasýndaki ortaklýðý kaçýnýlmaz kýlmaktadýr. Türkiye ile AB üyelik süreci askýda olsa da Akdeniz ve Karadeniz'den Ýran sýnýrýna uzanan coðrafi konumu onu AB'nin jeopolitik vizyonu açýsýndan vazgeçilmez bir aktör haline getirmektedir. Ukrayna'da olasý bir ateþkesin hayata geçirilmesi de bunun somut bir örneði olacaktýr. Zira Türkiye, Karadeniz'de hiçbir Avrupa devletinin üstlenemeyeceði kritik bir rol oynamaktadýr. Von der Leyen'in Die Zeit etkinliðinde söylediði "Daha büyük ve daha jeopolitik düþünmeliyiz" sözleri de büyük olasýlýkla AB ile Türkiye arasýnda çatýþmayý deðil iþbirliðini öngörmektedir. Von der Leyen'in bu açýklamasý ayný zamanda AB'nin artýk görmezden gelemeyeceði Türkiye'nin artan aðýrlýðýnýn da dolaylý bir kabulüdür.