Takvimler Şubat 1983'ü gösteriyordu. Günlerden cumartesiydi. Müdavimleri, My Wife's Place isimli barda toplanmış hep birlikte güzel bir akşam geçiriyordu.
La Grande, bugün olduğu gibi o zamanlar da herkesin birbirini tanıdığı, kimsenin kuzeninden veya sınıf arkadaşından çok uzak kalmadığı bir yerdi. Bardakilerin hayatları da hep bir şekilde kesişmişti. Aşklar, ayrılıklar, kavgalar yaşanmıştı.
O gece de bardakilerden ikisi önce flört sonra kavga etti. Sabah saat 3 civarında, yakındaki başka bir barda kısa bir mola verdikten sonra evlerine dağıldılar.
Birkaç saat sonra, güneş doğarken My Wife's Place'in barmaid'i Dana DuMars'ın cesedi Candy Cane Parkı'nda bulundu. 21 yaşındaki DuMars'ın vücudunda yedi balta darbesi tespit edildi.
Kolluk kuvvetlerinin soruşturması sırasında pek çok tuhaf gelişme yaşandı. Polis bir şüpheliyi sorgularken ellerine ışık tutup parlaklığın kandan kaynaklandığını öne sürerek, adamı sihirli güçleri olduğuna ikna etti. Sorguyu yapan memur, şüphelinin haklarının yazılı olduğu kartı çöp sepetine attı. Şüpheli cinayeti itiraf etti ama sadece üç yıl sonra, mahkumiyet kararı bozuldu.
Sonraki 42 yıl boyunca, yerel polis ara sıra bu davayı ele aldı. Ancak dava çözülemediği gibi yerel halk arasında sürekli endişe ve merak konusu olmaya da devam etti.