Türkiye genelinde etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgaları, sadece çevresel bir sorun olmanın ötesine geçerek ciddi bir halk sağlığı meselesine dönüştü. Prof. Dr. Mehmet Akbulut, 1950'lerden bu yana sıcaklıkların şiddet ve süre bakımından arttığını, Avrupa'nın dünyanın en hızlı ısınan bölgesi haline geldiğini ifade etti.
Kalp ve Damar Sistemi Üzerindeki Etkiler
Sıcaklık artışlarının vücut üzerinde yarattığı fizyolojik yük, özellikle kalp ve damar hastaları için hayati riskler taşıyor. Prof. Dr. Akbulut, yerel eşik değerlerin üzerindeki her bir derecelik artışın inme riskini yüzde 3,8, akut koroner sendrom riskini ise yüzde 3,5 oranında artırdığını vurguladı. Sıcak havalarda damarların genişlemesiyle kan dolaşımının periferde göllenmesi, kalbin daha hızlı çalışmasına ve oksijen dengesinin bozulmasına yol açıyor.
İlaç Kullanımı ve Risk Faktörleri
Sıcak havaların ilaçların etkisini değiştirebileceğine dikkat çeken uzmanlar, özellikle antitrombosit ve beta bloker kullanan hastalarda kalp krizi riskinin yüzde 75'e kadar çıkabildiğini belirtiyor. Bu durumun sadece ileri yaştakileri değil, 25-59 yaş aralığındaki bireyleri de etkilediği ifade ediliyor. Ayrıca terleme yoluyla kaybedilen sıvıların yerine konulmaması, damar içi hacmi azaltarak böbrekler başta olmak üzere çoklu organ hasarına zemin hazırlıyor.
Çevresel Faktörler ve Sosyoekonomik Durum
Hava kirliliği ile birleşen sıcaklıklar, kalp üzerinde "çifte darbe" etkisi yaratarak vücudun ısı düzenleme mekanizmalarını bozuyor. Prof. Dr. Akbulut, riskin toplumun her kesiminde eşit dağılmadığını belirterek, düşük sosyoekonomik düzeye sahip, yeşil alandan yoksun ve kentsel ısı adası etkisine maruz kalan bölgelerde yaşayanların çok daha büyük bir kardiyovasküler kırılganlık taşıdığını sözlerine ekledi.




