Otomotiv devi Volkswagen, küresel rekabet baskısı, Avrupa'daki talep düşüşü ve ABD'nin gümrük tarifeleri nedeniyle zorlu bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Şirketin Almanya'daki dört üretim tesisini kapatmayı ve 100 bin kişiye varan işten çıkarmaları değerlendirdiği iddiaları, Alman ekonomisinde ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Alman hükümeti, tesislerin kapatılmasını engellemek için gerekli rekabetçi çerçeveyi oluşturmaya çalıştıklarını belirtti. Hükümet sözcüsü, tesislerin karlı kalması için teşvikler sunulması gerektiğini vurgularken, nihai kararın ticari gerekçelerle şirket yönetimine ait olduğunu hatırlattı. Federal hükümetin şirkette doğrudan hissesi bulunmasa da, Aşağı Saksonya eyaleti yüzde 20 pay ile önemli bir hissedar konumunda bulunuyor.
Şirketin tasarruf stratejisi kapsamında Osnabrück fabrikasını İsrailli savunma şirketi Rafael'e devrederek füze savunma sistemi bileşenleri üretme planı ise diplomatik bir krize dönüştü. Volkswagen'in üçüncü büyük hissedarı olan Katar Yatırım Otoritesi'nin, Doha ile İsrail arasındaki gerilimli ilişkiler nedeniyle projeye karşı çıktığı ve süreci tıkadığı belirtiliyor.
Sendikalar ve işçi temsilcileri ise yönetimin planlarını sert bir dille eleştirdi. IG Metall Sendikası ve Volkswagen İş Konseyi, sızan planları sorumsuz tehditler olarak nitelendirerek, çalışan haklarına ve üretim tesislerine yönelik bu hamleleri tüm imkanlarıyla engelleyeceklerini açıkladı. İşçi tarafı, yönetimi kör bir aktivizm yerine teknolojiye ve istihdam güvenliğine odaklanmaya çağırdı.
Volkswagen yönetimi, mevcut tasarruf önlemlerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını savunurken, konunun 9 Temmuz'daki denetleme kurulu toplantısında detaylıca ele alınması bekleniyor. Şirket yönetimi, istihdam kesintilerine ilişkin net sayısal hedefleri henüz resmi olarak işçi temsilcilerine iletmedi.





