Türkiye'de milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren bir iş hukuku uyuşmazlığı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin verdiği kararla yeni bir boyut kazandı. Görev yeri değiştirilen ve bu süreçte maaşında düşüş yaşayan bir kamu işçisi, çalışma şartlarının aleyhine değiştirildiği gerekçesiyle yargı yoluna başvurdu. İşçi, önce 400 kilometre, ardından 600 kilometre uzağa gönderilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak dava açtı.
İş Mahkemesi'nden işçi lehine karar
Yerel İş Mahkemesi, davayı inceleyerek işverenin yaptığı nakil işleminin işçinin rızası dışında gerçekleştiğini ve çalışma şartlarında esaslı bir değişiklik niteliği taşıdığını belirledi. Mahkeme, bu değişikliğin işçi aleyhine sonuçlar doğurduğuna hükmederek davanın kabulüne karar verdi. Ancak davalı şirket, işlemin idari bir karar olduğunu ve yargı denetimine tabi tutulamayacağını savunarak kararı istinafa taşıdı.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin ret kararı
Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), 4857 sayılı İş Kanunu'nda işverenin yönetim hakkı kapsamında yapılan nakil işlemlerinin iptali için özel bir dava türü öngörülmediğini belirtti. Bu gerekçeyle yerel mahkemenin kararını kaldıran BAM, davanın reddine hükmetti. İşçi, bu kararı temyiz ederek dosyayı Yargıtay'a taşıdı.
Yargıtay'dan tespit vurgusu
Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, nakil işleminin doğrudan iptaline karar verilemese dahi, hukuki yararın bulunduğu durumlarda işlemin hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini hatırlattı. Daire, mahkemenin işlemin hukuka aykırılığını tespit etmesi gerektiğini belirterek, BAM'ın ret kararını bozdu. Bu karar, işverenlerin yönetim hakkını kullanırken çalışma şartlarını tek taraflı ve keyfi olarak değiştiremeyeceğine dair önemli bir emsal teşkil ediyor.