Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan son raporlar, dünya genelindeki mevcut iklim taahhütlerinin küresel sıcaklık artışını güvenli sınırlar içinde tutmak için yeterli olmadığını gözler önüne seriyor. Bilim insanları, geri döndürülemez iklim etkilerinden kaçınmak için kritik eşik olarak kabul edilen 1,5 santigrat derece sınırının aşılma riskiyle karşı karşıya olduğumuzu belirtiyor.
İklim krizinden elde edilen çifte kazanç
Oxfam'ın hazırladığı kapsamlı araştırma, iklim krizinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda ekonomik bir eşitsizlik makinesine dönüştüğünü savunuyor. Rapora göre, dünyanın en varlıklı yatırımcıları, iklim değişikliğini tetikleyen fosil yakıt ve kimya gibi yüksek emisyonlu sektörlerden büyük kazançlar elde ediyor. Bununla da yetinmeyen bu kesim, iklim krizinin yol açtığı afetlerin ardından yürütülen hazırlık ve yeniden inşa faaliyetlerinden de kâr sağlayarak "çifte getiri" elde ediyor.
Oxfam'ın incelediği 217 şirket, 2025 yılında milyarlarca dolar kâr elde ederken, küresel afet sonrası toparlanma pazarının 2029 yılına kadar 92 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu durum, iklim felaketlerinin ekonomik bir döngüye dönüştüğünü kanıtlıyor.
Emisyon adaletsizliği ve insani maliyet
Araştırma, emisyon salınımındaki uçurumu da çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Nüfusun en zengin yüzde 0,1'lik dilimi, yaklaşık 3,5 milyar insanı kapsayan en yoksul yüzde 44'lük kesimden daha fazla sera gazı salınımına neden oluyor. Oxfam, bu zengin kesimin yıllık emisyonlarının, önümüzdeki yüzyılda yaklaşık 1,9 milyon kişinin sıcaklığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetmesine yol açabileceğini öngörüyor.
Gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu ülkelerde sel kaynaklı ölümlerin yedi kat daha fazla olduğunu vurgulayan rapor, zenginlerin özel itfaiye hizmetleri ve güvenli konutlar gibi imkanlarla kendilerini koruyabildiğini, yoksul kesimin ise iklim felaketlerine karşı savunmasız kaldığını belirtiyor. Oxfam, hükümetlere süper zenginlerin yatırımlarıyla bağlantılı emisyonları kısıtlama ve iklim felaketlerinden kâr elde edilmesini engelleme çağrısında bulunuyor.