Yunanistan hükümetinin Batı Trakya bölgesindeki Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine beş yıllık süreyle yaptığı atamalar, Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir diplomatik tartışmayı beraberinde getirdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Yunan makamlarına yönelik yaptığı çağrıda, bölgedeki Türk azınlığın kendi iradesiyle seçtiği müftülerin tanınması gerektiğini vurguladı.
Bakanlık açıklamasında, Atina yönetiminin bölgeye atadığı isimlerin meşruiyetinin bulunmadığı belirtilerek, bu uygulamanın din özgürlüğünü göz ardı ettiği ifade edildi. Yunanistan'ın atanmış müftüleri dayatma politikasından vazgeçmesi gerektiği kaydedildi. Konuyla ilgili bir değerlendirmede bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir toplumun dini temsilcilerinin devlet eliyle belirlenmesinin hukuki ve demokratik ilkelere aykırı olduğunu belirterek, Yunanistan'ı Lozan Barış Antlaşması'na uygun hareket etmeye çağırdı.
Batı Trakya'da yaşayan yaklaşık 150 bin Müslüman Türk azınlık, İbrahim Şerif ve Mustafa Trampa'yı müftü olarak seçmiş durumda. Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu Başkanı Halit Habipoğlu, diğer dini grupların kendi liderlerini belirleyebildiğini hatırlatarak, müftülerin devlet tarafından atanmasının çifte standart olduğunu savundu. Seçilmiş müftülerden Mustafa Trampa ise azınlık haklarının evrensel standartlarda uygulanmasını talep ettiklerini dile getirdi.
Yunanistan, 1985 yılına kadar müftülerin seçimle belirlendiği bir sistemi uygularken, bu tarihten sonra atama yöntemine geçiş yaptı. Türkiye ise uluslararası antlaşmaların, başmüftünün bölgedeki Müslümanların oylarıyla seçilmesini öngördüğünü savunuyor. Ayrıca Yunanistan, Batı Trakya'daki Müslüman azınlığı resmi olarak "Türk azınlığı" statüsünde tanımıyor. Ocak ayında Dimetoka Müftülüğü'ne yapılan atamayla birlikte bölgedeki dini temsilcilerin belirlenmesi süreci, iki ülke arasındaki temel anlaşmazlık konularından biri olmaya devam ediyor.