Türkiye ve Mısır arasında son dönemde hız kazanan askeri işbirliği, Orta Doğu jeopolitiğinde yeni bir dönemin kapılarını araladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el-Sisi arasında imzalanan savunma çerçeve anlaşması, iki ülke arasındaki ilişkileri stratejik bir boyuta taşıdı. Bu yakınlaşma, özellikle İsrail savunma ve istihbarat çevrelerinde ciddi bir endişe kaynağı haline geldi.
İsrail merkezli Yedioth Ahronot gazetesinde yer alan analizde, Türkiye, Mısır ve Azerbaycan'ın katılımıyla düzenlenen Üçlü Kartal tatbikatına dikkat çekildi. Seçkin paraşütçü birlikleri, özel kuvvetler ve komando unsurlarının yer aldığı bu tatbikatlar, iki ülke ordusunun operasyonel entegrasyonunu gözler önüne serdi. Haziran 2026'da gerçekleştirilen ortak hava tatbikatlarında ise F-16 savaş uçakları kullanılarak gelişmiş komuta-kontrol ve elektronik savaş taktikleri üzerinde çalışıldı.
Analizlerde, bu askeri hareketliliğin geçici bir diplomatik hamleden ziyade, kalıcı bir savunma entegrasyonuna işaret ettiği vurgulanıyor. Mısır'ın Türkiye'nin yerli savaş uçağı programı KAAN ile ilgilenmesi ve insansız hava araçları üretimi konusunda Türk savunma sanayii firmalarıyla masaya oturması, işbirliğinin teknik boyutunu derinleştiriyor. İsrail tarafı, bu gelişmeleri bölgedeki geleneksel stratejik varsayımları değiştiren bir durum olarak nitelendiriyor.
İsrail'in bu yeni ittifak yapısına karşı Batılı müttefiklerini, özellikle de ABD'yi uyarması gerektiği savunulurken, Tel Aviv'in agresif bir diplomasi izlemesi gerektiği ifade ediliyor. Türkiye'nin Libya, Suriye ve Afrika Boynuzu'ndaki varlığıyla birleşen bu askeri hamlelerin, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini Ankara lehine yeniden şekillendirdiği belirtiliyor. İsrailli yetkililer, Mısır'ın Türk ordusuyla kurduğu bu yakın bağın, bölgedeki askeri teçhizat ve taktik doktrin paylaşımını kökten değiştirdiğini savunuyor.