İstanbul ve Muğla merkezli olarak yürütülen geniş çaplı bir dolandırıcılık operasyonu, suç örgütünün işleyişine dair çarpıcı detayları gün yüzüne çıkardı. Geçtiğimiz ay düzenlenen baskınlarda, aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 109 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yapılan incelemeler, şebekenin sadece mağdurları değil, kendi çalışanlarını da sıkı bir denetim altında tuttuğunu gösterdi.
Köstebek avı için yalan makinesi
Soruşturma dosyasına yansıyan bilgilere göre, dolandırıcılık şebekesi işe aldığı personeli adeta bir gizli servis operasyonu yürütür gibi sorguladı. Şebeke yöneticileri, yeni işe alınan kişilerin polis veya gazetecilerle bağlantısı olup olmadığını, veri sızdırıp sızdırmadıklarını anlamak amacıyla yalan makinesi testleri uyguladı. Nabız, kan basıncı ve terleme gibi verileri takip eden cihazlar aracılığıyla çalışanlara kritik sorular yöneltildi.
Turizm vaadiyle kandırılan çalışanlar
Şebekenin çağrı merkezlerinde çalışan birçok kişinin, aslında turizm ofisinde görev yapacaklarını düşünerek işe başvurduğu belirlendi. Sosyal medya üzerinden yüksek maaş vaadiyle ikna edilen bu kişiler, 24 saat esasına göre çalışan merkezlerde sahte yatırım platformları üzerinden dolandırıcılık faaliyetlerine dahil edildi. Şebekenin, farklı saat dilimlerine hitap edebilmek için kozmopolit bir yapıya sahip İstanbul'u merkez olarak seçtiği anlaşıldı.
3 milyar dolarlık vurgun
Beş kıtadaki onlarca ülkeyi hedef alan şebekenin, yatırımcıları sahte hisselerle kandırarak toplamda 3 milyar dolarlık bir vurgun yaptığı tespit edildi. Mağdurların yatırdığı paralar, kripto hesaplar üzerinden hızla sisteme aktarılarak buharlaştırıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin yürüttüğü soruşturma, Interpol ve Europol ile koordineli bir şekilde devam ediyor. Operasyonlar kapsamında çok sayıda dijital materyale, araca ve taşınmaza el konulurken, şebekenin para trafiği üzerindeki incelemeler derinleştiriliyor.