Avrupa Birliği (AB), 2011 yılından bu yana görülen en düşük sonbahar gaz rezervleri ile karşı karşıya. Enerji piyasalarını analiz eden Institute for Energy Economics and Financial Analysis (IEEFA) tarafından yayımlanan rapora göre, 3 Ekim itibarıyla AB genelindeki gaz depolama sahalarının doluluk oranı yüzde 72,4 seviyesinde kaldı. Bu durum, Birliğin önümüzdeki kış döneminde geçen yıla kıyasla yaklaşık 14 milyar metreküp daha az gaz tüketmek zorunda kalabileceği anlamına geliyor.
Fiyatlar ve Lojistik Baskı Altında
Enerji piyasalarındaki tedirginliğin temelinde, 28 Şubat'ta başlayan İran savaşı ve buna bağlı olarak Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar yer alıyor. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhtaki sorunlar, Avrupa'da gaz fiyatlarını yukarı çekiyor. Hollanda TTF vadeli kontratları, eylül ayı ortasında megavat-saat başına 84,5 avroya ulaşarak 2022 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, şubat ayından bu yana ithal edilen fosil yakıtların AB ekonomisine ek 100 milyar avroluk bir maliyet yüklediğini belirtti. AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen ise üye devletlere gönderdiği mektupta, depolama seviyelerinin kritik derecede düşük olması nedeniyle talep kısma önlemlerinin sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı.
Finansal Risk ve Gelecek Stratejileri
IEEFA raporunda, gaz depolamanın artık kârlı bir strateji olmaktan çıkıp finansal bir risk haline geldiği ifade ediliyor. Yaz aylarında gaz alıp kışın satma stratejisi, fiyat farklarının daralmasıyla işlevini yitirdi. Almanya, Hollanda ve İspanya gibi ülkeler, kamu şirketleri aracılığıyla rezerv oluşturmak için milyarlarca avroluk kaynak ayırarak sürece müdahale etmeye çalışıyor.
Kuruluş, depolama kapasitesini artırmak için yapılan harcamaların uzun vadede fosil yakıt altyapısına bağımlılığı kalıcı hale getirebileceği uyarısında bulunuyor. Bunun yerine, kış aylarındaki talep zirvelerini sınırlamak için yenilenebilir enerji kaynaklarına, ısı pompalarına ve sanayi elektrifikasyonuna yönelik yatırımların hızlandırılması gerektiği belirtiliyor. AB'nin 2027 yılından itibaren Rus LNG ithalatına getireceği tam yasak da göz önüne alındığında, enerji verimliliği önlemlerinin hayati önem taşıdığı değerlendiriliyor.