Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele eden A Milli Futbol Takımı, yaşadığı puan kayıplarıyla zorlu bir dönemden geçiyor. Vincenzo Montella yönetimindeki milliler, kura çekimine son torbadan dahil oldukları bu seviyede, yüksek maç temposuna uyum sağlamakta güçlük çekiyor. Takımın sahada ürettiği pozisyonlar skora yansımıyor; dört maçlık süreçte 6,8 beklenen gol değerine ulaşılmasına rağmen rakip fileler yalnızca iki kez havalandırılabildi.
Bu sonuçlarla birlikte Türkiye, 1987-1988 sezonundan bu yana ilk kez üst üste dört resmi maçtan mağlubiyetle ayrıldı. Savunma hattında yaşanan zafiyetler de istatistiklere yansırken, A Ligi'nde en çok gol yiyen takımlar arasında yer alınıyor. Ancak turnuvanın özel formatı, Türkiye'nin ligde kalma umutlarını canlı tutuyor.
Yeni düzenlemeye göre, grup sonuncusu olunsa dahi diğer gruplardaki puan durumuna bağlı olarak play-off oynama şansı bulunuyor. Çekya ve Sırbistan'ın da henüz puanla tanışmamış olması, kalan maçların önemini artırıyor. Fransa ve Belçika ile oynanacak karşılaşmalar, grubun kaderini belirleyecek. Teorik olarak Belçika'yı ikili averajla geride bırakma ihtimali sürse de, teknik heyet ve oyuncular öncelikli olarak play-off hattında kalarak ligde tutunmayı hedefliyor. Millilerin tecrübe kazanma süreci, kalan iki maçtaki performansla şekillenecek.