Doğu Anadolu ile Karadeniz bölgeleri arasında yer alan Bayburt, zengin meraları ve serin iklimiyle hayvancılık faaliyetleri için önemli bir merkez olma özelliğini koruyor. Kentin yüksek rakımlı yaylalarında konaklayan göçer aileler, her yıl mayıs ayında başladıkları zorlu mesailerini ekim ayına kadar sürdürüyor.
Geleneksel yöntemlerle üretim
Merkeze bağlı Kitre köyü civarındaki 2 bin rakımlı yaylalarda çadırlarda yaşayan göçerler, günün ilk ışıklarıyla birlikte yoğun bir çalışma temposuna giriyor. Yüzlerce koyunu günde iki kez sağan aileler, elde ettikleri sütü geleneksel yöntemlerle tulum peynirine dönüştürüyor. Üreticiler, yaylanın serin havası ve yeşil bitki örtüsünün peynirin lezzetini ve kalitesini doğrudan artırdığını belirtiyor.
Zorlu yaşam koşulları
Hayvancılıkla uğraşan Halil Çetin, bölgedeki yaşamın zorluklarına dikkat çekerek, elektrik altyapısının bulunmaması nedeniyle sağım işlemlerini tamamen el yordamıyla yapmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Çetin, "Zor bir meslek, çoluk çocuğumuzla bu işi yapıyoruz" diyerek yaşadıkları güçlükleri özetliyor. Aile üyelerinin yanı sıra çocuklar da hayvanların otlatılmasından sağıma kadar pek çok aşamada sürece destek veriyor.
Üretim sürecindeki en büyük risklerden birini ise yabani hayvan saldırıları oluşturuyor. Ayı, kurt ve çakal gibi yırtıcılara karşı sürülerini korumak isteyen göçerler, Kangal köpekleri eşliğinde gece gündüz nöbet tutuyor. Ayrıca çoban bulma konusunda yaşanan sıkıntılar, ailelerin iş yükünü daha da artırıyor.
Ekonomik katkı
Yaylalarda büyük bir titizlikle hazırlanan tulum peynirleri, bölge ekonomisine de katkı sağlıyor. Üretilen peynirin yaklaşık yüzde 90'ı Erzincan'a gönderilerek oradan Türkiye'nin dört bir yanındaki tüketicilere ulaştırılıyor. Göçer aileler, havaların soğumasıyla birlikte yaylalardaki çadırlarını toplayarak kışlak olarak kullandıkları köylerine geri dönmeye hazırlanıyor.