1922 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Fethi Gemuhluoğlu, hayatı boyunca edebiyat, tasavvuf ve fikir dünyasının kesişim noktasında duran bir şahsiyet olarak öne çıktı. Göztepe ve Erenköy gibi semtlerde geçen çocukluk yılları, onun kültürel birikiminin temelini oluşturdu. Haydarpaşa Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Gemuhluoğlu, kariyeri boyunca öğretmenlikten özel kalem müdürlüğüne kadar pek çok farklı alanda görev aldı.
Gemuhluoğlu'nu döneminin diğer aydınlarından ayıran en belirgin özellik, "dostluk" kavramına yüklediği derin anlamdı. Türk Petrol Vakfı'nın kuruluşunda üstlendiği genel sekreterlik görevi sırasında, Anadolu'dan gelen gençlerle kurduğu doğrudan temaslar, onun bir "ağabey" figürü olarak benimsenmesini sağladı. Gençlere büyük hayaller kurmalarını öğütleyen yazar, sanatın toplumun yeniden ayağa kalkmasındaki rolüne vurgu yapardı.
Fikirlerini sadece makalelerinde değil, günlük yaşamındaki tavırlarında da sergileyen Gemuhluoğlu, 1950 yılında Mareşal Fevzi Çakmak'ın vefatı sonrasında sergilediği duruşla da hafızalara kazındı. Dönemin resmi yayın organlarındaki tutumu protesto ederek cenazeyi omuzlarında taşıması, onun ilkeli duruşunun bir yansıması olarak kabul edilir. Tasavvufun riyadan uzak anlayışını benimseyen yazar, insanı sevmenin ve ona hizmet etmenin maddi bir karşılığı olamayacağını her fırsatta dile getirirdi.
Yazarın 1975 yılında yaptığı ve "Dostluk Üzerine" başlığıyla kitaplaştırılan konuşması, onun düşünce dünyasını özetleyen en önemli eserlerden biri haline geldi. İslam dünyasının meselelerine ve toplumsal değerlere olan duyarlılığıyla bilinen Gemuhluoğlu, 5 Ekim 1977'de İstanbul'da vefat etti. Sahrayıcedid Mezarlığı'nda toprağa verilen Gemuhluoğlu, bugün hala fikirleri ve yetiştirdiği gençlerle anılmaya devam ediyor.