Denizcilik dünyasında pek çok büyük felaket yaşanmış olsa da, MS Achille Lauro’nun kaderi diğerlerinden çok daha farklıdır. İlk olarak Hollanda’da Willem Ruys adıyla inşa edilen gemi, savaş sonrası dönemin en modern teknolojilerine sahipti. Ancak bu görkemli başlangıç, geminin gelecekte yaşayacağı talihsizlikleri engelleyemedi.
Geminin şanssızlık serüveni 1953 yılında Kızıldeniz’de başladı. Selamlama amacıyla yakın mesafeden geçtiği rakip gemi MS Oranje ile şiddetli bir çarpışma yaşandı. Bu olaydan kısa bir süre sonra, sisli bir havada seyir halindeyken bir petrol tankeriyle daha bir kazaya karıştı. Tankerin batmasıyla sonuçlanan bu olay, geminin uğursuzluk ününü duyurmaya başladı.
1964 yılında Hollandalı şirketin gemiyi satmasıyla yeni bir dönem başladı. İtalyan armatör Achille Lauro tarafından satın alınıp adı değiştirilen gemi, modernizasyonun ardından lüks bir kruvaziyere dönüştü. Ne var ki yeni isim ve yeni sahibi, geminin kaderini değiştirmeye yetmedi. 1965 yılında çıkan büyük bir yangın, geminin neredeyse tamamen yeniden inşa edilmesini zorunlu kıldı.
Çanakkale'deki Ölümcül Çarpışma
Takvimler 1975 yılını gösterdiğinde, geminin rotası Türkiye’ye çevrildi. 28 Nisan günü Çanakkale Boğazı’ndan geçiş sırasında büyükbaş hayvan taşıyan Lübnan bandıralı Youseff isimli yük gemisiyle çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle yük gemisi battı ve mürettebat hayatını kaybetti. Achille Lauro ise bu kazadan da yara almadan kurtulmayı başardı.
1980’li yıllarda yangınlar ve mali sorunlar gemiyi vurmaya devam etti. Sahibi şirketin iflas etmesi üzerine Tenerife’de demirleyen gemi, en büyük felaketi 1994’te yaşadı. Somali açıklarında makine dairesinde çıkan yangın kontrol altına alınamayınca, yolcular tahliye edildi. İki kişinin hayatını kaybettiği faciada, yanarak batan geminin enkazına bugün dahi ulaşılamamıştır.