Kahve, keşfedildiği günden bu yana sadece bir içecek olarak kalmamış, aynı zamanda siyasi ve sosyal tartışmaların merkezinde yer almıştır. Tarih boyunca birçok hükümdar, kahvehanelerin halkı kışkırttığı veya devletin ekonomik çıkarlarına zarar verdiği gerekçesiyle sert yasaklar uygulamıştır.
Osmanlı'dan Avrupa'ya Yasaklar
Osmanlı İmparatorluğu'nda en dikkat çekici yasak, 1633 yılında Sultan IV. Murad döneminde yaşanmıştır. Büyük İstanbul yangınının bir kahvehanede başlaması, tüm kahvehanelerin yıkılması ve tütün ile kahvenin yasaklanması için bir bahane oluşturmuştur. Ancak yasağın asıl nedeni, kahvehanelerin yeniçerilerin ve halkın devlet aleyhine isyan planları yaptığı yerler olarak görülmesiydi. Padişah, yasağa uyulup uyulmadığını denetlemek için tebdil-i kıyafet sokaklarda gezerdi.
Avrupa'da ise İngiltere Kralı II. Charles, 1675 yılında kahvehaneleri kapatma emri vermiştir. Entelektüel tartışmaların yapıldığı ve 'Penny Üniversiteleri' olarak adlandırılan bu mekanlar, kral tarafından siyasi komploların merkezi olarak görülüyordu. Ancak halkın tepkisi üzerine bu yasak sadece 11 gün sürebilmiştir.
Bilimsel Deneyler ve Casuslar
İsveç Kralı III. Gustav, kahveye karşı kişisel bir savaş açarak ithalatı yasaklamış ve kahvenin ölümcül olduğunu kanıtlamak için idam mahkumları üzerinde bir deney yaptırmıştır. Deney, mahkumların kraldan daha uzun yaşamasıyla başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Prusya Kralı II. Friedrich ise 1777 yılında ekonomik nedenlerle kahve tüketimini yasaklamıştır. Ülkedeki paranın dışarı çıkmasını engellemek isteyen kral, kahve kavurma işini devlet tekeline almış ve gizli kahve tüketimini tespit etmek için 'Kahve Casusları' adında özel bir zabıta birimi kurmuştur.
Tarihteki ilk kahve yasağı ise 1511 yılında Mekke Emiri Hayır Bey tarafından uygulanmıştır. Kahvenin uyuşturucu olduğunu iddia eden Hayır Bey, tüm stokları yaktırmış ancak bu karar daha sonra Memlük Sultanı tarafından iptal edilmiştir. İstanbul'da ise Şeyhülislam Ebussuud Efendi, kahvenin kavrulma derecesini gerekçe göstererek yasaklayan fetvalar vermiş, ancak zamanla bu görüşler yerini kahvenin mubah olduğuna dair risalelere bırakmıştır.