İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili görülen çıkar amaçlı suç örgütü davasının son duruşmasında, tutuksuz sanık Süleyman Atik'in ifadeleri dikkat çekti. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Atik, belediye bünyesinde resmi bir yetkisi bulunmayan kişilerin imar süreçlerini yönlendirdiğini ve bu süreçlerde rüşvet trafiği yaşandığını iddia etti.
Paralel yönetim iddiası
Atik, 2019 yerel seçimlerinin ardından İBB bünyesinde bir paralel yönetim ağı kurulduğunu savundu. İfadesinde, Fatih Keleş ve Yakup Öner isimlerinin Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde resmi bir görevleri olmamasına rağmen bürokrasiye talimat verdiklerini öne sürdü. Atik, teknik dosyaların Yakup Öner'e iletildiğini, onay çıkması durumunda ise Fatih Keleş ile görüşülerek nakit veya sosyal destek adı altında ödemeler yapıldığını iddia etti.
Rüşvet teslimatında gizli yöntemler
İtirafçı Atik, rüşvet paralarının teslimat yöntemine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Özellikle Basınköy'de gerçekleştirilen buluşmalarda, paraların araçtan araca teslim edildiğini belirten Atik, bu işlemlerin sabah saatlerinde ve gizlilik içinde yapıldığını savundu. Ayrıca, Tarabya'da bulunan bir otelin ruhsatsız bölümlerine göz yumulması karşılığında 250 bin dolar talep edildiğini ve bu tutarın bir kısmını kendisinin teslim aldığını iddia etti.
Büyük projelerde baskı iddiaları
Atik, Capacity AVM ve Şişli'deki Rotana projesi gibi büyük ölçekli işlerde de belediye yetkililerinin müdahil olduğunu öne sürdü. Capacity AVM'nin statik sorunlarının çözümü için yüksek tutarlı harçlar yerine belediyeye ait bir otoparkın inşasının teklif edildiğini belirten Atik, bu tekliflerin kabul edilmemesi üzerine kendisine kumpas kurulduğunu savundu. Rotana projesi için ise belediye kanadından 5 milyon dolar talep edildiğini iddia eden Atik, bu süreçte kendisine 'bu işe girme' şeklinde uyarılar yapıldığını ifade etti. Duruşma sırasında Ekrem İmamoğlu ve Fatih Keleş, Atik'in iddialarına yönelik herhangi bir soru yöneltmedi.