Türkiye'de son dönemde yaşanan okul saldırıları, şiddet olgusunun sosyolojik boyutlarını yeniden gündeme getirdi. HEGEM Vakfı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulan kapsamlı rapor, ülkedeki mevcut tablonun 1970'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde başlayan okul katliamlarıyla benzer bir seyir izlediğine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu tür şiddet olaylarının sadece idari veya hukuki yaptırımlarla engellenemeyeceğini, köklü bir toplumsal değişim gerektiğini belirtiyor.
Gençlerin yüzde 84'ü öfkeli
Vakfın gerçekleştirdiği araştırmalar, genç nüfusun psikolojik durumu hakkında çarpıcı veriler sunuyor. Katılımcıların yüzde 84'ünün öfkeli olduğu tespit edilirken, lise çağındaki kız öğrencilerin yüzde 38'inin, erkek öğrencilerin ise yüzde 36'sının intihar eğilimli duygular taşıdığı kaydedildi. Bu durumun, ilerleyen yaşlarda trafik cinayetleri ve aile içi şiddet gibi toplumsal sorunların temelini oluşturabileceği uyarısında bulunuluyor.
Sosyal arabuluculuk önerisi
HEGEM Vakfı Başkanı Adem Solak, şiddetle mücadelede cezalandırıcı yöntemlerin ötesine geçilmesi gerektiğini ifade ediyor. Solak, "Şiddeti Önleme ve Sosyal Arabuluculuk" başlığı altında özel komisyonların kurulması gerektiğini belirterek, çatışma çözme ve müzakere tekniklerinin eğitim kurumlarında yaygınlaştırılmasını öneriyor. Raporda, okul yönetimlerinin ve mülki idare amirlerinin bu süreçte aktif rol alması, illere özel sosyal risk haritalarının çıkarılması ve bilimsel veriler ışığında sistematik müdahaleler yapılması gerektiği vurgulanıyor.
Meclis bünyesinde kurulan araştırma komisyonunun çalışmalarını sürdürdüğü bu süreçte, uzmanlar şiddetin çok disiplinli bir yaklaşımla ele alınmasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Özellikle faillerin geçmişte yaşadığı mağduriyetlerin zamanında tespit edilememesinin, şiddet sarmalını tetikleyen en önemli unsurlardan biri olduğu ifade ediliyor.