İstanbul ve Marmara bölgesinde beklenen büyük bir depremle ilgili tartışmalar sürerken, jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş bölgenin sismik riskine dair önemli açıklamalarda bulundu.
Geçmiş ve Güncel Durum
Bektaş, 1766 yılından bu yana yaklaşık 260 yıl geçtiğini hatırlatarak, bu sürenin tek başına bir deprem periyodu olarak yorumlanamayacağını vurguladı. Batı Marmara’da 1912 depremi ile 2011‑2025 arasındaki sismik aktivite, doğu bölgesindeki 1963 ve 1999 depremleri arasındaki fay segmentlerinin hâlâ büyük bir deprem üretmediğini gösteriyor.
Fayların Karmaşık Davranışı
Uzman, deprem riskinin yalnızca Ana Marmara Fayı üzerinden değil, Çınarcık, Orta Marmara ve Tekirdağ çukurları çevresindeki tali faylar üzerinden de dağıldığını belirtti. Bu yan fayların da levha hareketine katkı sağladığı ihtimali bulunuyor.
Bazı fay segmentlerinin tamamen kilitli olmadığı, fay sürünmesi (creep) ve orta büyüklükteki depremlerle gerilimin kısmen boşaltıldığı ifade edildi.
Bilimsel Yaklaşım ve Toplumun İhtiyacı
Deprem tarihinin kesin olarak belirlenmesinin bilimsel olarak mümkün olmadığı, sadece olasılık ve risk senaryolarının sunulabildiği vurgulandı. Bektaş, toplumun korku yerine doğru ve şeffaf bilgiye ihtiyaç duyduğunu, yapı güvenliğinin artırılması ve afet hazırlıklarının güçlendirilmesinin öncelik olması gerektiğini belirtti.
Bu çerçevede, tek bir senaryo ya da model üzerinden risk değerlendirmesi yapmak yerine, bölgedeki jeolojik yapı, fay davranışı, sismik hareketlilik ve jeofizik verilerin bütüncül bir şekilde incelenmesi gerektiği ifade edildi.





