Yunanistan merkezli To Pontiki gazetesinde yer alan bir analizde, Ege Denizi'ndeki Türkiye-Yunanistan rekabetinin nitelik değiştirdiği vurgulandı. Uzun yıllar hava muharebeleri ve önleme görevleriyle şekillenen gerilimin, yerini artık insansız hava araçları (İHA) ve elektronik istihbarat platformları üzerinden yürütülen stratejik bir gözetleme ağına bıraktığı ifade edildi.
Maliyet Asimetrisi ve Stratejik Baskı
Analize göre Türkiye, Bayraktar TB2, ANKA ve Aksungur gibi İHA'ların yanı sıra CN-235 deniz karakol uçaklarını kullanarak Ege üzerinde kesintisiz bir sensör ağı oluşturdu. Bu platformların en büyük avantajı, insanlı savaş uçaklarına kıyasla çok daha düşük işletme maliyetleriyle uzun süre havada kalabilmeleri olarak gösterildi. Yunanistan tarafında ise bir çift F-16 veya Rafale uçağının havalandırılması, yakıt ve bakım giderleri nedeniyle on binlerce avroluk maliyet oluşturuyor.
Yunan analistler, bu durumu maliyet dayatma stratejisi olarak tanımlıyor. Türkiye'nin düşük maliyetli platformlarına karşı Yunanistan'ın yüksek değerli askerî kaynaklarını kullanmak zorunda kalması, operasyonel ömrü kısıtlı olan savaş uçaklarının yıpranmasına yol açıyor. Bu durum, Yunanistan için sadece bir hava sahası kontrolü meselesi değil, aynı zamanda bütçe ve kaynak yönetimi sorunu haline geliyor.
İstihbarat ve Gri Bölge Operasyonları
Türkiye'nin bu faaliyetlerinin temel amacının doğrudan çatışma değil, hedef tespit ve müdahale zincirini haritalandırmak olduğu öne sürüldü. Yunan savunma sisteminin tepki süreleri, radar yayınları ve komuta zinciri gibi verilerin toplanması, modern askerî terminolojide gri bölge operasyonları olarak değerlendiriliyor. Yunanistan'ın ise bu faaliyetlere karşı ya yüksek maliyetli kaynaklarını tüketerek karşılık vermesi ya da veri toplanmasına göz yumması gerektiği belirtiliyor.
Ankara ise Ege'deki faaliyetlerini uluslararası hukuktan kaynaklanan serbest uçuş hakkı çerçevesinde yürüttüğünü savunuyor. Türkiye, Yunanistan'ın 6 deniz mili karasularına rağmen iddia ettiği 10 deniz millik hava sahası sınırını uluslararası hukuka aykırı buluyor. Ege'deki rekabetin artık sadece pilotların yeteneklerine değil, sensör ağları, algoritmalar ve sürdürülebilir maliyet kapasitesine dayandığı kaydediliyor.