Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesine bir gecede ulaşmadı; bu süreç, uzun yıllar boyunca biriken siyasi krizler, ekonomik darboğazlar ve güvenlik sorunlarıyla adım adım inşa edildi. Darbe sabahı tankların caddelere çıkması ve demokrasinin askıya alınması, aslında yıllardır tırmanan toplumsal gerilimin bir sonucuydu.
1970'lerin ikinci yarısında Türkiye, Meclis'teki kırılgan siyasi dengelerin yanı sıra sokaklarda da büyük bir kaosun içine sürüklendi. Bu dönemde yaşanan şiddet olayları, ülkenin hafızasında derin izler bıraktı. 1 Mayıs 1977 tarihinde Taksim'de düzenlenen miting sırasında meydana gelen olaylarda 34 vatandaş hayatını kaybetti. Ardından 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen saldırıda 7 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı.
Yılın sonunda ise Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylar, toplumsal huzursuzluğun zirve noktalarından biri oldu. 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen bu olaylarda resmi kayıtlara göre 111 kişi hayatını kaybetti. Siyasi otoritenin zayıfladığı ve güvenlik sorunlarının derinleştiği bu atmosfer, darbenin zeminini hazırlayan temel unsurlar arasında yer aldı. 12 Eylül'ü sadece darbe günüyle sınırlı tutmak, Türkiye'nin o noktaya nasıl getirildiğini anlamak adına eksik bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.