Adalet sisteminde yaşanan gecikmelerin önüne geçmek ve vatandaşın yargı süreçlerine erişimini şeffaflaştırmak amacıyla hayata geçirilen Alo Adalet 135 hattı, yargı bağımsızlığını koruyan bir mekanizma olarak tanımlanıyor. Kamuoyunda sistemin yargısal takdir yetkisine müdahale edebileceğine dair oluşan endişelere yanıt veren yetkililer, uygulamanın temel amacının karara değil, kararın önündeki idari engellere odaklanmak olduğunu vurguluyor.
Sistemin temel felsefesi, vatandaşın dosya takibi için aracı veya tanıdık arayışına girmesini engellemek üzerine kurulu. Vatandaşların kişisel ilişkiler yerine devletin kurumsal kanallarına başvurmasını teşvik eden bu uygulama, hâkim ve Cumhuriyet savcılarını da istenmeyen kişisel temaslardan ve haksız ithamlardan korumayı amaçlıyor. Böylece yargı mensuplarının bağımsızlığı, dış etkenlerden arındırılarak daha güçlü bir güvence altına alınıyor.
Alo Adalet 135 hattı üzerinden yapılacak başvurular, objektif esaslara göre izlenebilir bir sistemde değerlendirilecek. Örneğin, bilirkişi raporlarının gecikmesi, tebligat sorunları veya diğer kurumlardan beklenen belgelerin ulaşmaması gibi durumlarda, sistem gecikmenin kaynağını tespit ederek ilgili kurumlarla koordinasyon sağlayacak. Bu sayede, yargısal faaliyetlerin dışındaki teknik aksaklıklar görünür kılınacak ve sorumluluk sadece dosyaya bakan yargı mensubuna yüklenmeyecek.
Yetkililer, yargıdaki gecikmelerin ölçülebilir ve yönetilebilir hale getirilmesinin önemine dikkat çekiyor. "Ölçemediğimiz gecikmeyi yönetemeyiz" yaklaşımıyla hareket eden sistem, yargı mensuplarının emeklerini de görünür kılmayı hedefliyor. Birkaç istisnai dosya nedeniyle yargı camiasının genel emeğinin gölgede kalmasının önüne geçilmesi planlanıyor. Sonuç olarak, Alo Adalet 135 bir denetim mekanizması değil, yargı süreçlerini hızlandırmayı hedefleyen bir destek ve koordinasyon bürosu olarak faaliyet gösterecek.