ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalar enerji sevkiyatında ciddi bir kırılmaya yol açtı. 2025'in son çeyreğinde günlük 21,6 milyon varil olan petrol geçişi, çatışmaların ardından 4,9 milyon varile kadar geriledi. Aynı dönemde LNG akışındaki düşüş ise çok daha keskin bir seyir izleyerek 10,5 milyar fitküpten 800 milyon fitküpe indi. Bu veriler, stratejik güzergahtaki LNG taşımacılığının petrola kıyasla çok daha ağır bir darbe aldığını ortaya koyuyor.
Altyapı kısıtları ve güvenlik endişeleri
Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) verilerine göre, küresel LNG arzının yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı üzerinden sağlanıyor. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin ihracat rotası üzerinde bulunan bu bölge, özellikle Katar'ın devasa ihracat altyapısı için tek çıkış noktası olma özelliğini taşıyor. Uzmanlar, petrolün boru hatları gibi alternatif taşıma yöntemlerine sahip olduğunu, ancak LNG'nin kriyojenik taşımacılık gerektiren özel gemi yapısı ve sabit ihracat tesisleri nedeniyle bu esnekliğe sahip olmadığını belirtiyor.
Calypso Commodities LNG Uzmanı Mehdy Touil, Katar'ın onlarca yılda inşa ettiği ihracat sisteminin rotasının değiştirilemeyeceğini vurguluyor. Öte yandan, Clarksons LNG Analizleri Başkanı Fabio Reale, LNG gemisi sahiplerinin yüksek savaş sigortası primleri ve güvenlik riskleri nedeniyle bölgeden geçiş yapmaktan kaçındığını ifade ediyor. Ağustos ayı sonu itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndan LNG gemisi geçişi kaydedilmemesi, piyasadaki tedirginliğin boyutunu gözler önüne seriyor.
Kısa vadede iyileşme beklenmiyor
Bölgedeki çatışmaların devam etmesi, enerji piyasalarında jeopolitik risklerin ağırlığını artırıyor. Oslo Üniversitesi'nden Francesco Sassi, mevcut koşullarda LNG taşımacılığının savaş öncesi seviyelere dönmesinin oldukça güç olduğunu belirtiyor. Küresel sıvılaştırma tesislerinin halihazırda maksimum kapasitede çalışması ve yeni tesislerin devreye girmesinin yıllar sürecek olması, Hürmüz üzerinden yaşanan arz kaybının kısa vadede telafi edilmesini imkansız kılıyor. Uzmanlar, bölgedeki güvenlik riskleri azalmadığı sürece enerji akışındaki belirsizliğin süreceği konusunda hemfikir.