Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi'nde 2 Eylül tarihinde meydana gelen ve büyük bir faciaya yol açan gemi kazasına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu, olayın ardındaki ihmaller zincirini gözler önüne serdi. Başsavcılık dosyasına giren rapor, kazanın herhangi bir dışsal doğa faktöründen ziyade, tarafların ağır durumsal farkındalık kaybı nedeniyle yaşandığını ortaya koydu.
Raporda, M/T Alsu isimli tankerin köprüüstü organizasyonunda ciddi ihlaller yapıldığı vurgulandı. Çatışma anında köprüüstünde bulunan ikinci zabitin gemideki ilk vardiyasını yaptığı ve bölgedeki yoğun trafiğe rağmen gözcü veya dümenci bulundurulmadığı tespit edildi. Gemi kaptanının ise emniyet kurallarını hiçe sayarak köprüüstünü terk ettiği ve ancak çarpışmanın şiddetiyle uyandığı belirlendi. Kaptanın olay yerine ancak 7-10 dakika sonra ulaşabildiği kaydedildi.
Diğer taraftan, batan Tuğberk İmamoğlu gemisinin de kazanın tetikleyicisi olduğu ifade edildi. Geminin AIS cihazının kapalı veya arızalı olması nedeniyle bölgede bir "hayalet gemi" gibi seyrettiği, bu durumun diğer gemiler tarafından fark edilmesini engellediği belirtildi. Ayrıca, iki gemi arasında telsiz üzerinden yapılan "iskeleye kaçma" mutabakatına rağmen, Tuğberk İmamoğlu gemisinin son anda sancağa manevra yaparak kazaya sebebiyet verdiği tespit edildi.
Meteorolojik verilerin incelendiği raporda, kaza anında görüş mesafesinin 6 deniz mili olduğu ve hava şartlarının seyre tamamen elverişli olduğu vurgulandı. Çatışma sonrası iskele tarafından ağır hasar alarak batan geminin 10 personelini arama çalışmaları devam ederken, olay yerinde gemiye ait boş can salları ve filikalar bulundu. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında, M/T Alsu gemisinde tecrübeli bir kaptan ve gözcü bulunması durumunda kazanın önlenebileceği veya etkisinin minimize edilebileceği ifade edildi.