ABD, askeri yöntemlerle sonuç alamadığı İran'a karşı strateji değiştirerek ekonomik baskı araçlarını devreye soktu. Washington yönetimi, uyguladığı sert yaptırımlar ve liman ablukalarıyla Tahran'ı müzakere masasına oturmaya zorlamayı amaçlıyor. Bu hamlelerin bir sonucu olarak İran'ın dış ticaret hacmi yüzde 35 oranında azalırken, yıllık enflasyon verileri yüzde 66 seviyesine ulaştı.
Yönetimden 'Ekonomik Savaş' İtirafı
İranlı yetkililer, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik darboğazı açıkça dile getirmeye başladı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, mevcut durumu bir savaş hali olarak tanımlayarak, yaptırımların etkisiz olduğunu savunanlara tepki gösterdi. Dini lider Mücteba Hamaney ise çözüm yolu olarak yerli üretime odaklanan 'direniş ekonomisi' modelini önerdi ve toplumsal uyumu bozacak eylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Halkta Gelecek Kaygısı
Ekonomik verilerdeki kötüleşme, İran sokaklarında yeni bir protesto dalgası beklentisini güçlendirdi. New York Times'ın aktardığı bilgilere göre, birçok vatandaş ekonomik zorlukların toplumsal bir ayaklanmayı tetikleyebileceğini ifade ediyor. Temel gıda maddelerine erişimde yaşanan sıkıntılar ve maaşların ay sonunu getirememesi, halkın temel ihtiyaçlarını stoklamasına neden oluyor. Öte yandan, İranlılar ABD'nin tutumunu tutarsız bulduklarını belirterek, dış güçlere karşı Müslüman ülkelerin birlik olması gerektiği yönündeki çağrılarını yineliyor.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgesel güçlerin süper güçlerin yayılmacılığına karşı ortak hareket etmesi gerektiğini savunurken, Tahran yönetimi ABD'nin son yaptırımlarını insanlığa karşı suç olarak nitelendiriyor.