Suriye'nin kuzeydoğusunda uzun süredir geniş bir alanı kontrol altında tutan SDG, tüm faaliyetlerini sonlandırarak kendini feshettiğini duyurdu. Örgüt lideri Mazlum Abdi, bu kararın ardından yapının Suriye devlet kurumlarına entegre edildiğini kamuoyuna açıkladı. SDG'nin merkezi otoriteyle uzlaşması, ülkede faaliyet gösteren diğer ayrılıkçı grupların geleceği hakkında yeni bir tartışma süreci başlattı.
Bu gelişmenin ardından dikkatler, Suriye'nin güneyinde yer alan Suveyda bölgesine ve burada etkili olan Dürzi lider Hikmet el-Hicri'ye çevrildi. Bazı aktivistler, SDG'nin attığı adımı emsal göstererek El-Hicri'ye silahlarını bırakması ve Şam yönetimiyle anlaşması yönünde çağrılarda bulunuyor. Ancak uzmanlar, Suveyda'daki durumun SDG dosyasından oldukça farklı olduğunu vurguluyor.
Hikmet el-Hicri'nin İsrail ile kurduğu yakın ilişki ve ideolojik benzerlik vurgusu, bölgedeki denklemi karmaşıklaştırıyor. El-Hicri, yaptığı son açıklamada "Biz İsrail'in ayrılmaz bir parçasıyız" ifadesini kullanarak, bölgedeki geleceğiyle ilgili soru işaretlerini artırdı. Analistler, bu çıkışın İsrail'e yönelik bir destek arayışı olduğunu değerlendiriyor. Yaklaşık 2 bin kilometrekarelik bir alanda etkili olan El-Hicri güçlerinin, SDG'nin tasfiyesi sonrasında nasıl bir yol izleyeceği, Suriye'nin gelecekteki istikrarı açısından kritik bir öneme sahip. Ülkedeki ayrılıkçı yapıların tek tek devlet kurumlarına dahil edilmesi süreci, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiriyor.