Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk yarısını geride bırakırken yılın ikinci yarısına yönelik beklentiler şekillenmeye başladı. Ekonomi yönetimi ve piyasalar için önümüzdeki dönemde iki temel gelişme belirleyici olacak: Cuma günü açıklanacak Haziran ayı enflasyon verileri ve 23 Temmuz'da gerçekleştirilecek Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı.
Enflasyonda iyimser beklenti
Son haftalarda piyasa analistleri, Haziran ayı enflasyonuna ilişkin tahminlerini aşağı yönlü revize etti. Daha önce yüzde 1,5 seviyelerinde beklenen aylık enflasyon verisinin, gıda fiyatlarındaki belirgin yavaşlamanın etkisiyle yüzde 1'in altına, yaklaşık yüzde 0,90 civarına gerileyebileceği öngörülüyor. Geçtiğimiz yıl yaşanan zirai don olaylarının aksine, bu yıl gıda kalemlerinde daha dengeli bir görünümün oluşması dezenflasyon sürecine katkı sağlıyor.
Faiz indirimi süreci masada
Enflasyon verilerindeki olumlu seyir, Merkez Bankası'nın para politikasına ilişkin beklentileri de değiştirdi. Uzmanlar, fiyat istikrarını bozmadan politika faizinde kontrollü bir indirim sürecinin başlayabileceğini değerlendiriyor. Yıl sonuna kadar toplamda 200 ile 300 baz puanlık bir faiz indirimi, piyasalarda daha gerçekçi bir senaryo olarak kabul ediliyor. Bu adımın, özellikle bankacılık sektörü ve reel sektör kredileri üzerinde olumlu yansımaları olması bekleniyor.
Küresel etkiler ve enerji maliyetleri
Ekonomi üzerindeki arz yönlü şokların etkisinin azalması da dikkat çekiyor. Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin yarattığı belirsizliklere rağmen, petrol fiyatlarındaki geri çekilme ve enerji maliyetlerindeki normalleşme sürecinin enflasyon üzerindeki baskıyı hafifleteceği düşünülüyor. Enerji maliyetlerindeki düşüşün raflara ve hizmet sektörüne yansıması zaman alacak olsa da, genel eğilimin olumlu yönde olduğu belirtiliyor. Türkiye ekonomisi, yılın ikinci yarısında sadece enflasyonun düşüşünü değil, bu düşüşün para politikasına nasıl entegre edileceğini tartışarak yeni bir döneme hazırlanıyor.





