Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, Türkiye'nin terörle mücadele tarihinde yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Yaklaşık iki yıl önce başlatılan Terörsüz Türkiye süreci, TBMM'de kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun ile hukuki bir çerçeveye kavuştu. 467 milletvekilinin desteğiyle yasalaşan bu düzenleme, sürecin bundan sonraki yol haritasını belirleyen temel belge niteliği taşıyor.
Kurumsallaşma ve yeni yönetim kapasitesi
Köse, gelinen noktayı silahsızlandırma ve tasfiye süreçlerinin kurumsallaştırılması olarak tanımladı. Türkiye'nin yarım asırlık mücadele birikimi üzerine inşa edilen bu yeni aşama, önceki dönemlerden farklı bir siyasal ve toplumsal yönetim kapasitesi gerektiriyor. Sürecin daha şeffaf bir şekilde kamuoyuna açılması, doğru bir iletişim stratejisinin kurulması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, başarının anahtarı olarak görülüyor.
Türkiye Modeli'nin önemi
Türkiye Modeli'nin en belirgin özelliğinin dışarıdan dayatılan reçeteler yerine ülkenin kendi tarihsel tecrübesine ve toplumsal dinamiklerine dayanması olduğunu vurgulayan Köse, şu değerlendirmeyi yaptı: "Sürecin başarısı, terörün yeniden üretilemeyeceği bir zemin oluşturmaktır."
Sürecin önündeki temel riskler arasında siyasi mutabakatın aşınması, kararların sahaya yansımasında yaşanabilecek koordinasyon eksiklikleri ve dış aktörlerin provokasyon girişimleri yer alıyor. Ancak devletin elindeki güçlü kurumsal kapasite ve toplumsal sahiplenme, bu risklerin yönetilmesinde en büyük güvence olarak öne çıkıyor. Terörsüz Türkiye hedefi, sadece güvenlik odaklı bir sonuç değil, aynı zamanda hukuki kurumsallaşma ve toplumsal bütünleşme üzerinden kalıcı bir huzur ortamı inşa etme çabası olarak tanımlanıyor.