SSM – Population Health dergisinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, çalışma saatlerindeki istikrarsızlığın çalışan sağlığı üzerindeki gizli etkilerini gözler önüne serdi. ABD Güncel Nüfus Araştırması verileri kullanılarak 61 binden fazla kişi üzerinde gerçekleştirilen çalışma, sağlığı etkileyen faktörün sadece toplam çalışma süresi değil, aynı zamanda programın öngörülemezliği olduğunu kanıtlıyor.
Cinsiyete Göre Farklılaşan Riskler
Araştırmanın yazarı Sinyee Qianyi Lu, çalışma saatlerindeki oynaklığın cinsiyete göre farklı sağlık sonuçları doğurduğunu belirtiyor. Erkek çalışanlar arasında, çalışma saatlerindeki keskin dalgalanmalar sağlık durumunun bozulma olasılığını yüzde 28'den yüzde 38'e çıkarıyor. Bu durum, özellikle haftalık çalışma süresi yüksek olan erkeklerde iş başındaki sağlık sorunlarını tetikliyor.
Kadın çalışanlarda ise tablo daha farklı bir seyir izliyor. İstihdamda kalmaya devam eden kadınlarda doğrudan bir sağlık bozulması gözlemlenmese de, çalışma saatlerindeki oynaklık arttıkça sağlığa bağlı çalışma kısıtları veya işten ayrılma olasılığı yüzde 2,5'ten yüzde 8'e kadar yükseliyor. Araştırmacılar, bu durumu kadınların çalışma hayatından çekilmek zorunda kalması veya devamsızlık yapması olarak açıklıyor.
Sağlıklı Çalışan Sağkalım Etkisi
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri, önceki araştırmaların neden yetersiz kaldığını açıklayan "sağlıklı çalışan sağkalım etkisi" kavramı oldu. Geçmişteki çalışmalar genellikle sadece işine devam edebilen kişileri incelediği için, sağlık sorunları nedeniyle işten ayrılan veya çalışma saatlerini azaltan kesim göz ardı ediliyordu. Bu yeni modelleme, iş gücünden çekilenleri de kapsayarak risk altındaki daha geniş bir nüfusu görünür kılıyor.
Uzmanlar, çalışma saatlerindeki istikrarsızlığın sadece bir programlama sorunu olmadığını, nüfus ölçeğinde ciddi bir sağlık riski taşıdığını vurguluyor. Çalışma saatlerinin mutlak miktarından ziyade, haftalık bazdaki oransal değişimlerin vücut üzerinde yarattığı ani iniş çıkışların, çalışanların uyum sağlama kapasitesini zorladığı ifade ediliyor. Sonuç olarak, çalışma saatlerinin istikrarı, ücret ve yan haklar kadar önemli bir iş sağlığı kriteri olarak öne çıkıyor.