İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde, ABD ordusu tarafından atom bombasıyla vurulması planlanan şehirler listesinde yer alan Kokura, tarihin en büyük felaketlerinden birinden şans eseri kurtuldu. 1945 yılının Temmuz ayında belirlenen 12 hedef şehir arasında bulunan Kokura, devasa mühimmat depoları ve silah fabrikalarıyla stratejik bir öneme sahipti.
Mucizevi kurtuluş
9 Ağustos 1945 sabahı, Fat Man adlı plütonyum bombasını taşıyan Bockscar uçağı, Kokura semalarına ulaştı. Ancak şehrin üzerinde bulunan yoğun bulut tabakası ve komşu Yawata bölgesinden yükselen dumanlar, pilotların hedefi net bir şekilde görmesini engelledi. Bazı tarihçiler, fabrikaların kasıtlı olarak duman salarak şehri gizlemeye çalıştığını öne sürmektedir. Görüş mesafesinin düşüklüğü ve savunma sistemlerinin ateşi nedeniyle pilot Binbaşı Charles Sweeney, bombayı bırakmaktan vazgeçerek yedek hedef olan Nagasaki'ye yöneldi.
Bu olay, Japonya'da felaketin eşiğinden dönülmesini ifade eden "Kokura'nın şansı" deyiminin doğmasına neden oldu. Hiroşima ve Nagasaki'de yaşanan büyük yıkımın ardından, Kokura halkı büyük bir rahatlama yaşasa da Nagasaki'de hayatını kaybedenler için derin bir üzüntü duydu.
Geçmişten geleceğe
1963 yılında dört farklı yerleşim birimiyle birleşerek Kitakyushu adını alan şehir, bugün geçmişin izlerini taşıyan bir merkez haline geldi. Eski silah deposunun bulunduğu alana inşa edilen parkta, her yıl 9 Ağustos'ta Nagasaki kurbanları anılmaktadır. 2022 yılında açılan Kitakyushu Barış Müzesi ise bu trajik dönemi gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor.
Savaş sonrası dönemde ağır sanayi kirliliğiyle mücadele eden Kitakyushu, gerçekleştirdiği çevre yatırımlarıyla günümüzde Asya'nın en çevreci kentlerinden biri olarak kabul ediliyor. Nagasaki ile kurulan dostluk bağları, iki şehrin kaderini ortak bir hafızada birleştirirken, Kitakyushu geçmişin acı hatıralarını unutmadan geleceğe kararlılıkla ilerlemeye devam ediyor.