Trabzon'un köklü kültürel miraslarından biri olan bakırcılık, günümüzde hem çırak bulma sorunu hem de ekonomik zorluklarla mücadele ediyor. Bakırcılar Çarşısı'nda baba mesleğini sürdüren ustalar, el emeğiyle üretilen ürünlerin mutfaklarda yeniden tercih edilmeye başlanmasına rağmen, mesleğin devamlılığı konusunda ciddi kaygılar taşıyor.
Kalite ve Emek Ön Planda
Sektör temsilcilerinden Ecevit İskender, bakır ürünlerin kalitesinin en önemli göstergesinin kalınlık ve ağırlık olduğunu vurguluyor. İskender, sağlıklı beslenme bilincinin artmasıyla birlikte çaydanlık, tencere ve cezve gibi ürünlere olan talebin yükseldiğini belirtiyor. Ancak bir tencerenin üretimi bir haftayı bulabilirken, makineleşme karşısında el emeği üretimin maliyetleri oldukça yüksek kalıyor.
Çırak Yetişmiyor
Mesleğin ikinci kuşak temsilcilerinden Zekeriya Doğan, geçmişte çocukların küçük yaşta ustaların yanına verilerek zanaatı öğrendiğini, günümüzde ise çırak bulmanın neredeyse imkânsız hale geldiğini ifade ediyor. 60 yıldır mesleğin içinde olan Ali Çavuş ise çarşıdaki değişimi şu sözlerle özetliyor: "Eskiden çarşıya giren çekiç sesinden etkilenirdi." Çavuş, günümüzde çarşıda çekiç sesi duymanın bile nadir hale geldiğini belirterek, teknolojinin üretimi kolaylaştırdığını ancak el emeği bakırcılığın ruhunu korumanın zorlaştığını dile getiriyor.
Maliyet Baskısı Esnafı Zorluyor
Bakırcı esnafı, yalnızca çırak sorunuyla değil, aynı zamanda artan hammadde, kira, vergi ve sigorta maliyetleriyle de mücadele ediyor. Ecevit İskender, özellikle vergi yükünün işletmeleri ciddi şekilde zorladığını belirtiyor. Ustalar, Trabzon'un bu geleneksel zanaatının geleceğe taşınabilmesi için devlet desteğinin şart olduğunu ve mesleği sürdürecek yeni kuşaklara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor. Geleneksel yöntemlerle üretilen bakır ürünlerin, hem kullanım hem de pişirme açısından avantajlı olduğu belirtilirken, bu kültürel değerin korunması için toplumsal bir sahiplenme çağrısı yapılıyor.





