Saldırıların Nükleer Tesisler Üzerindeki Etkisi
ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen askeri operasyonların üzerinden beş ayı aşkın bir süre geçti. Washington yönetimi, bu müdahaleler sonucunda İran'ın nükleer programının tamamen ortadan kalktığını ileri sürüyor. Ancak teknik analizler ve uzman görüşleri, durumun daha karmaşık olduğunu gösteriyor. Özellikle İsfahan ve Natanz tesislerinin ciddi şekilde hasar aldığı, Fordo tesisinin ise ABD saldırılarıyla işlevsiz kaldığı değerlendiriliyor.
Uranyum Stokları ve Güvenlik Riski
Programın fiziksel altyapısı zarar görmüş olsa da, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti bilinmiyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın verilerine göre, İran'ın 2026 yılının başlarında yaklaşık 440 kilogram yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyumu bulunuyordu. Uzmanlar, bu miktardaki malzemenin işlenmesi durumunda sadece birkaç hafta içerisinde 9 ile 10 adet nükleer silah üretilebileceği konusunda uyarıyor.
Denetim Sorunu ve Gelecek Senaryoları
Tahran'ın Birleşmiş Milletler denetçilerini tesislerine kabul etmemesi, mevcut stokların nerede tutulduğuna dair belirsizliği derinleştiriyor. Uluslararası Barış Vakfı'ndan James Acton, nükleer programın yeterince dirençli kaldığını savunuyor. Acton'a göre, etkili bir denetim mekanizması kurulmadığı takdirde İran'ın bir yıldan daha kısa bir sürede nükleer bomba üretme potansiyeli bulunuyor.
Sonuç olarak, askeri operasyonlar İran'ın nükleer faaliyetlerini önemli ölçüde geriletmiş olsa da, teknik kapasitenin tamamen silinmediği görülüyor. Programın geleceği, uranyum stoklarının kontrol altına alınmasına ve uluslararası denetimlerin yeniden tesisiyle şekillenecek.