Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, söz konusu mutabakatı bölge ve İslam dünyasında güvenlik ile istikrarın desteklenmesi adına atılmış stratejik bir adım olarak tanımladı. İİT, anlaşmanın taraflar arasındaki dayanışmayı güçlendireceğini ve ortak güvenlik tehditlerine karşı daha dirençli bir yapı oluşturacağını vurguladı.
Atina'da endişe hakim
Anlaşmanın etkileri Avrupa'da, özellikle Yunanistan'da yakından takip ediliyor. Yunan basını, gelişmeyi beklenmedik bir durum olarak nitelendirerek Atina yönetiminin bölgedeki güç dengelerinin değişmesinden duyduğu rahatsızlığı manşetlerine taşıdı. Kathimerini gazetesi, Yunanistan'ın Riyad ile kurmaya çalıştığı özel ilişkilerin bu gelişmeyle sekteye uğradığını öne sürdü.
Ta Nea gazetesi ise Atina'yı alarma geçiren iki temel unsura dikkat çekti. Bunlardan ilki, anlaşmanın taraflarından birine yapılacak saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağı maddesi, ikincisi ise Pakistan'ın nükleer kapasitesidir. Ayrıca, Yunanistan'ın yakın müttefiki olarak gördüğü Mısır'ın anlaşma dışında kalması, Atina'daki endişeleri artıran bir diğer faktör oldu.
Bölgesel güç dengeleri değişiyor
Yunan savunma portalları, Türkiye'nin bu anlaşma ile enerji yollarını kontrol eden yeni bir bölgesel aktöre dönüştüğünü savunuyor. Analizlerde, Türkiye'nin seçeneklerini artırdığı ve bu durumun Yunanistan ile Güney Kıbrıs için stratejik bir risk oluşturabileceği değerlendirmeleri yer alıyor. Atina'daki siyasi çevreler, bu yeni savunma şemsiyesinin bölgedeki askeri ve diplomatik dengeleri kökten değiştirebileceği görüşünde birleşiyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan liderlerinin attığı bu adım, bölgedeki güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmekte olduğunu gösteriyor.