İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan ve 1876 yılından bu yana kentin simge yapılarından biri olan tarihi Çiçek Pasajı, son dönemde girişine yerleştirilen dondurmacı ve büfe tabelalarıyla gündeme geldi. Pasajın ön cephesini büyük ölçüde kapatan renkli afişler ve panolar, sosyal medyada ve bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar arasında tartışma konusu oldu.
Eleştirilerin odağında sadece reklam tabelaları yer almıyor. İşletmelerin vitrin kısımlarında bulunan dolapların bina dışına kadar taşması, tarihi yapının mimari estetiğine zarar verdiği gerekçesiyle tepki topluyor. İstiklal Caddesi'nde yürüyen vatandaşlar, tarihi dokunun reklam unsurlarıyla kapatılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, bu durumun caddedeki diğer tarihi yapılar için de bir sorun teşkil ettiğini ifade ediyor.
Konuyu değerlendiren tarihçi İlknur Bektaş, tarihi yapılarda ürün fotoğraflarının ve reklamların cepheyi kuşatmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı. Bektaş, "Tabelalar kaldırılmalıdır. Aynı zamanda vitrinlerin daha sadeleşmesi gerekir" diyerek, koruma anlayışının sadece binayı yıkılmaktan kurtarmak olmadığını, yapının sütunları, kemerleri ve bezemeleri gibi mimari unsurlarının görünür kılınması gerektiğini belirtti. Bektaş, markaların teşhir çabalarının kentin kendi estetik kimliğinden uzaklaşmasına neden olduğunu sözlerine ekledi.
19. yüzyıl seçmeciliğinin tipik bir örneği olan ve geçmişte edebiyat dünyasının önemli isimlerinin uğrak noktası olan Çiçek Pasajı, 1950'li yıllardan itibaren meyhane kimliğiyle de tanınıyor. Üç katlı taş binanın gösterişli cephe mimarisinin, günümüzde gelişigüzel yerleştirilen reklam unsurları nedeniyle görünmez hale gelmesi, kent hafızasının korunması konusundaki hassasiyetleri yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, tarihi yapıların gelecek nesillere aktarılabilmesi için daha bütüncül ve estetik bir koruma anlayışının benimsenmesi gerektiğini savunuyor.