Stand-up gösterisinde Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan'ın ilişkisine dair yaptığı bir şaka nedeniyle hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla dava açılan komedyen Tuba Ulu, 6 Temmuz'da İstanbul 13. Asliye Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Savcılık makamı, Ulu'nun gösterisinde kullandığı ifadelerin kadın bedeni üzerinden cinsel bir aşağılama içerdiğini ve kamu düzenini bozucu nitelikte olduğunu öne sürerek, sanığın üç yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.
Duruşmada hakkındaki suçlamaları reddeden Tuba Ulu, herhangi bir kişi veya değeri aşağılama niyetinin bulunmadığını ifade ederek beraatini talep etti. Ulu'nun avukatı ise müvekkilinin gerçekleştirdiği gösterinin hiciv türünde olduğunu belirterek, bu tür ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Savunma tarafı, bu davanın Türkiye'de mizahın sınırlarını belirlemeye yönelik bir girişim olduğunu savundu.
Mahkeme heyeti, savunma tarafına ek süre tanınmasına karar vererek duruşmayı 14 Temmuz tarihine erteledi. Tuba Ulu, gösterisinden kesitlerin sosyal medyada paylaşılmasının ardından 9 Nisan'da gözaltına alınmış, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
Söz konusu dava süreci, Türkiye'de son dönemde komedyenlere yönelik artan hukuki baskılar tartışmasını da beraberinde getirdi. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların endişe verici olduğunu belirtirken, Oyuncular Sendikası da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada mizahın yargılanamayacağını ve ifade özgürlüğünün demokratik toplumların temel taşı olduğunu vurguladı. Benzer şekilde, daha önce Boğaç Soydemir ve Deniz Göktaş gibi isimler de gösterileri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmıştı.