ABD Başkanı Donald Trump, ülkede doğum yoluyla vatandaşlık hakkının kapsamını daraltmaya yönelik yeni bir hamle başlattı. Yüksek Mahkeme'nin daha önceki girişimlerini reddetmesine rağmen Trump, 6 Ağustos Perşembe günü iki yeni başkanlık kararnamesi imzalayarak bu konudaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Doğum Turizmine Yasak
İmzalanan kararnamelerden ilki, hamile kadınların çocuklarının ABD vatandaşı olması amacıyla ülkeye gelmesini ifade eden doğum turizmini yasaklıyor. Beyaz Saray yönetimi, bu uygulamayı ülkenin göç sistemini istismar eden bir yöntem olarak nitelendiriyor. İç Güvenlik Danışmanı Stephen Miller, yabancıların turist gibi davranarak ülkeye giriş yaptığını ve asıl amaçlarının çocuklarına otomatik vatandaşlık hakkı kazandırmak olduğunu savundu.
Kapsam Daraltılıyor
İkinci kararname ise ABD vatandaşı olmayan ebeveynlerin çocuklarına yönelik vatandaşlık kriterlerini sıkılaştırıyor. Buna göre, ebeveynlerden birinin yabancı bir terör örgütü üyesi olması, yabancı bir hükümette çalışması veya hileli yollarla vatandaşlık elde etmeye çalışması durumunda, çocuklarına otomatik vatandaşlık verilmeyecek. Trump, bu düzenlemelerin Amerikan vatandaşlarını korumak ve kötü niyetli yabancı aktörlerin oluşturduğu riskleri azaltmak için gerekli olduğunu belirtti.
Hukuki Tartışmalar Sürüyor
Uzmanlar, kararnamelerin bazı bölümlerinin başkanlık yetkisi dahilinde olabileceğini ancak anayasal açıdan ciddi sorunlar barındırdığını ifade ediyor. California Üniversitesi'nden Profesör Gabriel Chin, başkanın ülkeye girişleri sınırlandırabileceğini ancak ABD topraklarında doğan bir çocuğun vatandaşlık statüsüne müdahale etme yetkisinin tartışmalı olduğunu vurguladı. Yüksek Mahkeme, Haziran ayında verdiği bir kararla Trump'ın doğum yoluyla vatandaşlığı sona erdirme girişimlerini hukuka aykırı bulmuştu. Trump ise mahkemenin bu kararını eleştirerek, yeni kararnamelerle farklı bir yoldan hedefine ulaşmaya çalıştığını ifade etti. Göç Politikaları Enstitüsü verileri, doğum turizmi kaynaklı doğumların yıllık 22 bin ile 26 bin arasında değiştiğini gösterirken, yönetim bu rakamların ulusal güvenlik ve sosyal haklar üzerinde baskı oluşturduğunu savunuyor.