İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, dijitalleşen dünyada Türkiye'nin iletişim stratejilerini belirlemek amacıyla düzenlenen 2. İletişim Şurası'nın çıktılarını paylaştı. 28-29 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen şura, Türkiye'nin küresel ölçekte hakikatin sesi olma hedefini pekiştirmeyi amaçlıyor.
Yeni İletişim Vizyonu
Duran, kaleme aldığı makalede günümüzü "iletişim yüzyılı" olarak tanımlayarak, dijital egemenlik ve algoritmik yönlendirmelerin toplumsal bilinç üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Türkiye'nin bu süreçte sadece kriz yöneten değil, küresel gündemi şekillendiren bir aktör olma vizyonu taşıdığı belirtildi. Şura kapsamında hazırlanan sonuç bildirgesi, ülkenin iletişim rotasını kurumsal, eğitimsel, yasal ve stratejik olmak üzere dört ana başlıkta topluyor.
Dezenformasyonla Mücadele ve Güvenlik
Bildirgede, dezenformasyonun bir milli güvenlik meselesi haline geldiği vurgulanarak, bu tehdide karşı proaktif tedbirlerin alınması gerektiği ifade edildi. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin dezenformasyon süreçlerinde "caydırıcı güç" olarak kullanılmasına karşı, medya mensuplarının eğitimlerle desteklenmesi ve doğrulama mekanizmalarının güçlendirilmesi planlanıyor. Ayrıca, afet dönemlerinde resmi bilgilendirme süreçlerinin merkezi bir yapıya kavuşturulması ve "Afet Yayıncılığı Standardı"nın güncellenmesi hedefleniyor.
Stratejik İletişim ve Dijital Dönüşüm
Türkiye'nin "hakikat, güven ve etki" üçgeninde proaktif bir iletişim modeline geçtiği belirtilen bildirgede, şu adımlar öne çıkıyor:
- Veri Odaklı Yaklaşım: Stratejik iletişim süreçlerinde yapay zekadan güvenli ve etkin şekilde yararlanılması.
- Uluslararası İşbirlikleri: Türkiye'deki uluslararası öğrencilerin iletişim elçisi olarak konumlandırılması ve akademik yayınların görünürlüğünün artırılması.
- Dijital Hukuk: Kişilik hakları ve ifade özgürlüğü dengesi gözetilerek "unutulma hakkı" gibi kavramların yasal çerçeveye kavuşturulması.
- Kurumsal Koordinasyon: Kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında güçlü işbirlikleri kurularak, Türkiye markasını güçlendirecek eylem planlarının hayata geçirilmesi.
Duran, bu çalışmaların Türkiye'nin dijital dönüşüm sürecini daha güvenli ve şeffaf bir zemine taşıyacağını belirterek, "hakikati koruyacak yeni bir iletişim anlayışı" vurgusu yaptı.