Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından gündeme getirilen ve Rusya'nın enerji gelirlerini hedefleyen kapsamlı denizcilik hizmetleri yasağı, Brüksel'in siyasi ajandasında askıda kaldı. Başlangıçta Rus ham petrolüne yönelik taşımacılık, sigorta ve bankacılık hizmetlerini tamamen durdurmayı hedefleyen bu yaptırım paketi, iç ve dış faktörlerin etkisiyle işlevsiz hale geldi.
Yasağın önündeki en büyük engellerden biri, G7 ülkeleri arasındaki koordinasyon eksikliği oldu. ABD'deki yönetim değişikliği ve diğer müttefiklerin sessizliği, AB'yi bu konuda yalnız bıraktı. Özellikle Yunanistan ve Malta gibi güçlü denizcilik sektörlerine sahip ülkeler, yasağın kendi ekonomilerine zarar vereceğini savunarak veto tehdidinde bulundu. Bu ülkeler, yasağın uygulanması durumunda Rusya'nın petrol ticaretini Çin ve Hindistan gibi alternatif pazarlara kaydıracağını ve Avrupalı şirketlerin pazar payını kaybedeceğini öne sürdü.
Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gerilimler ve petrol fiyatlarındaki ani yükselişler de yasağın cazibesini yitirmesine neden oldu. Uzmanlar, ani bir yasağın küresel petrol fiyatlarını daha da yukarı çekerek Rusya'nın gelir kaybını telafi edebileceği uyarısında bulundu. Bu durum, AB'yi daha temkinli bir yaklaşıma itti.
Gelinen noktada AB, yaptırım planını süresiz olarak askıya alarak 2022'de uygulamaya konulan tavan fiyat mekanizmasına geri döndü. Ancak bu mekanizmanın da Rusya'nın "gölge filosu" ve zayıf denetim sistemleri nedeniyle etkisiz kaldığı eleştirileri yapılıyor. Analistler, tavan fiyatın ciddi bir uygulama olmadan "kâğıttan bir kaplan" olduğunu belirtiyor.
Yunanistan'ın yaptırımlara karşı direnci, ülkedeki denizcilik şirketlerinin Rusya ile olan ticari ilişkilerini de tartışmaya açtı. Financial Times verilerine göre, Yunan şirketleri son üç yılda Rus petrolü taşıyarak milyarlarca dolarlık gelir elde etti. Brüksel, bir yandan yaptırım kararlarının arkasında durmaya çalışırken diğer yandan üye ülkelerin ekonomik çıkarları ve küresel enerji piyasasının istikrarı arasında sıkışmış durumda.