Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Uygurların zorla çalıştırılmasıyla bağlantılı oldukları gerekçesiyle 43 Çinli şirketi ithalat kara listesine dahil etti. Uygur Zorunlu Çalıştırma Önleme Yasası kapsamında gerçekleştirilen bu hamle, Aralık 2021'den bu yana yapılan en kapsamlı yaptırım genişlemesi olarak kayıtlara geçti.
Çin Ticaret Bakanlığı, kararın ardından yaptığı açıklamada ABD'nin tutumunu sert bir dille eleştirdi. Bakanlık sözcüsü, Washington'ın insan hakları iddialarını iç hukuk kapsamında tek taraflı yaptırımlar uygulamak için bir bahane olarak kullandığını savundu. Pekin yönetimi, bu yaptırımların gerçek bir temele dayanmadığını ve küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
Ekonomik baskı vurgusu
Pekin, söz konusu yaptırımların zamanlamasına da dikkat çekti. Yaptırım kararının, iki ülke ticaret yetkilileri arasında gerçekleştirilen yapıcı görüşmelerden sadece bir gün sonra açıklanması dikkat çekici bulundu. Çinli yetkililer, bu durumu ekonomik baskı olarak tanımlarken, Çinli işletmelerin meşru haklarını korumak adına gerekli tüm önlemlerin alınacağını ifade etti.
Sincan bölgesindeki zorunlu çalıştırma iddialarını kesin bir dille reddeden Çin hükümeti, ABD'yi konuyu siyasallaştırmaktan vazgeçmeye çağırdı. Pekin, iddiaların iç işlerine müdahale amacı taşıdığını savunarak, bölgedeki durumun farklı bir boyutta yansıtıldığını öne sürüyor. ABD tarafı ise Trump yönetimi döneminden bu yana devam eden bu yasal düzenlemelerle, tedarik zincirlerinde insan hakları standartlarını korumayı hedeflediğini belirtiyor.
Küresel piyasalar ve tedarik zinciri uzmanları, iki süper güç arasındaki bu gerilimin ticaret dengeleri üzerinde yaratabileceği olası etkileri yakından takip ediyor. Çin'in karşı hamle olarak hangi adımları atacağı ise önümüzdeki günlerde netleşecek.