İşgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Havat Gilad gibi yasa dışı yerleşim birimleri, bölgedeki şiddet sarmalının merkezinde yer alıyor. Bir İsrailli güvenlik görevlisinin hayatını kaybetmesinin ardından Filistin köylerine yönelik düzenlenen saldırılar, bölgedeki gerilimi tırmandırdı. Bu saldırıları savunan yerleşimci avukat Yehuda Şimon, Filistinlilere karşı ırkçı ifadeler kullanarak şiddeti meşrulaştırmaya çalışıyor.
BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin verileri, yılın ilk yarısında Batı Şeria'da yaşanan can kayıplarının boyutunu gözler önüne seriyor. 20 Temmuz'a kadar 64 Filistinlinin öldüğü bölgede, yerleşimcilerin neden olduğu yaralanma vakalarında da ciddi bir artış gözlemleniyor. İsrail ordusu ve yerel silahlı birimler tarafından korunan yerleşimciler, sivil hukuk sisteminden yararlanırken, Filistinliler askeri mahkemelerin ve sıkı kontrol noktalarının kısıtlamaları altında yaşam mücadelesi veriyor.
Havat Gilad'daki yerleşimciler, toprakların dini gerekçelerle kendilerine ait olduğunu savunarak uluslararası hukuku reddediyor. Bu radikal görüşler, İsrail hükümetindeki bazı bakanların geçmişte dile getirdiği Filistinlilerin göç ettirilmesi veya sessizliğe zorlanması planlarıyla benzerlik taşıyor. Bölgedeki Filistinli sakinler ise uluslararası toplumun sessizliği karşısında kendilerini tamamen korumasız hissettiklerini ifade ediyor.
İsrail'in 1967'den bu yana inşa ettiği yüzlerce yerleşim ve karakol, yarım milyondan fazla Yahudi nüfusuna ev sahipliği yapıyor. İnsan hakları kuruluşları, bölgedeki bu ikili hukuk sistemini apartheid olarak nitelendirirken, İsrail yönetimi bu iddiaları kesin bir dille reddediyor. Yerleşimcilerin artan saldırganlığı ve hükümetin bu duruma yönelik tutumu, bölgede barış ihtimalini daha da uzaklaştırıyor.