Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2026 raporu, enerji dönüşümünün hızlanmasıyla birlikte bakır, lityum, nikel, kobalt ve nadir toprak elementlerine olan ihtiyacın rekor seviyelere ulaştığını ortaya koydu. 2025 yılı itibarıyla bu minerallere yönelik toplam talebin yüzde 75'i enerji sektöründen kaynaklanırken, yıllık talep artış hızı ortalama yüzde 10 seviyesinde seyrediyor.
Üretimde coğrafi yoğunlaşma riski
Kritik minerallerin üretim ve rafinaj süreçlerinde Çin ve Endonezya'nın baskın rolü dikkat çekiyor. IEA verilerine göre, 2023-2025 döneminde gerçekleşen toplam rafine arz artışının dörtte üçünden fazlası bu iki ülkeden geldi. Rafinaj faaliyetlerinin belirli merkezlerde toplanması, 2025 yılında pazar payı yoğunlaşması açısından yeni bir rekor seviyeye ulaştı. Uzmanlar, bu durumun jeolojik bir yetersizlikten ziyade, tedarik zincirindeki coğrafi kırılganlıktan kaynaklandığını vurguluyor.
Savaşlar ve elektrifikasyon talebi tetikliyor
Türkiye Kritik Mineral İnisiyatifi Kurucusu Sait Uysal, jeopolitik gerilimlerin ve savaşların enerji güvenliği üzerindeki etkisine dikkat çekiyor. Uysal, özellikle petrol arzında yaşanan krizlerin elektrikli araçlara olan talebi artırdığını belirterek, "Savaşlar kritik minerallere yönelik talebi önemli ölçüde artırıyor" değerlendirmesinde bulundu. Elektrikli araç bataryaları, rüzgar türbinleri ve güneş enerjisi sistemleri gibi teknolojilerin yaygınlaşması, lityum iyon pillerin önümüzdeki on yıl boyunca temel teknoloji olmaya devam edeceğini gösteriyor.
Arz darboğazı kapıda mı?
Rezervlerde 2010-2025 döneminde yüzde 120'lik bir artış kaydedilmesine rağmen, üretim kapasitesindeki yavaşlık ciddi bir sorun teşkil ediyor. Yeni bir bakır madeninin keşfedilip üretime başlamasının yaklaşık 17 yıl sürmesi, arzın talebe yetişememesi riskini beraberinde getiriyor. Uzmanlar, 2035 yılına kadar planlanan projelerin hayata geçse dahi, mevcut yatırım eğilimlerinin değişmemesi durumunda kritik minerallerde arz açığı yaşanabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle ülkelerin, sınırlı sayıdaki tedarikçiye olan bağımlılığı azaltacak uzun vadeli stratejiler geliştirmesi kritik önem taşıyor.