İzmir'de yirmi yıl boyunca resim öğretmenliği yaptıktan sonra 1998 yılında emekliliğe adım atan Zümrüt Özmen, sanat tutkusunu evinin bahçesine taşıdı. Buca'daki konutunun bahçesini bir sanat atölyesine dönüştüren Özmen, geleneksel yöntemlerin dışına çıkarak kendine has bir tarz oluşturdu.
Çalışmalarında tuval gibi düz zeminler yerine kumaş, naylon ve yarı plastik gibi farklı dokuları tercih eden sanatçı, doğadan topladığı kurumuş otları ve çeşitli atık malzemeleri de eserlerine dahil ediyor. Özellikle fosforlu boyalarla hazırladığı kompozisyonlar, sanatseverlerin dikkatini çekiyor. Klasik fırça kullanımı yerine yatay zeminlerde çalışmayı tercih eden Özmen, şövaleyi ise sadece öğrencilerine ders verirken kullandığını ifade ediyor.
Yaklaşık yarım asırdır aynı mahallede yaşayan Özmen, çevresindeki insanların ve mahalle esnafının sanata gösterdiği ilgiden büyük mutluluk duyduğunu belirtiyor. Çocukların ve farklı meslek gruplarından komşularının çalışmalarını takdirle karşılaması, sanatçının motivasyonunu artırıyor.
Sanat kariyeri boyunca bugüne dek 40 civarında sergiye imza atan Özmen, 2013 yılında İzmir Sanat Bienali'nde sergilediği fosforlu çalışmalarıyla geniş kitlelere ulaştı. Bu eserler daha sonra Romanya, Avusturya ve İtalya gibi ülkelerde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Yurt dışından gelen sergi davetlerini değerlendiren Özmen, bazı durumlarda vize süreçleri nedeniyle seyahat engelleriyle karşılaştığını da sözlerine ekliyor.
Doğma büyüme İzmirli olan ve sanatla iç içe bir yaşam sürmenin kendisine büyük bir yaşam sevinci verdiğini vurgulayan Özmen, yeni eserler üretmeden önce farklı malzemelerle sürekli denemeler yaptığını belirtiyor. Farklı dokular elde etmeyi sevdiğini dile getiren sanatçı, kurumuş otlar gibi sıra dışı materyallerle tamamladığı resimlerin izleyicilerde şaşkınlık yarattığını ifade ediyor.