Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan aldığı 18 yıl 9 ay hapis cezasının ardından sağlık sorunları gerekçesiyle tahliye edilmesi, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı. Gümüşel, daha önce kemik yaşı sahteciliği davasından da beş yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
Cemaat çevrelerinde farklı görüşler
İsmailağa Cemaati ile ilişkilendirilen Gümüşel'in tahliyesi, cemaat içinden gelen veya geçmişte bu yapılarla bağı olan kadınlar arasında farklı şekillerde yorumlanıyor. Bazı üyeler iddiaları bir "iftira" veya "cemaate yönelik bir proje" olarak nitelendirirken, olayın gerçekliğine inananlar ise "Müslüman kardeşliği" vurgusuyla Gümüşel'e destek veriyor.
Uzman psikolog Bahriye Kaman, dindar kadınların dini figürlere yönelik eleştirilerde bulunurken "dine zarar verme" veya "günah işleme" endişesi taşıdıklarını ifade ediyor. Kaman, bu durumun toplumsal bir sessizliğe yol açtığını belirtiyor.
Sessizliğin nedenleri
Siyaset bilimci Fatma Bostan Ünsal, muhafazakar kesimin iktidara duyduğu aidiyet ve cemaatlerin siyasi güç kazanması nedeniyle bu tür olaylarda "görmezden gelme" eğilimi gösterdiğini savunuyor. Ünsal, "Muhafazakar kesim iktidara kendini borçlu hissediyor" diyerek, bu durumun eleştirel seslerin yükselmesini zorlaştırdığını belirtiyor.
Öte yandan, cemaat yapılarından ayrılan kadınlar, çocuk yaşta evliliklerin ve istismar iddialarının "münferit" olarak görülüp geçiştirilmesinden duydukları rahatsızlığı dile getiriyor. Zeynep Duygu Ağbayır, cemaatlerin kamu kuruluşlarındaki yaygınlığının, kadınların seslerini duyurmasını engellediğini ve "güçlü görünme" çabasının mağduriyetleri gölgelediğini vurguluyor.
Siyasi yansımalar
Gümüşel'in tahliyesini "müjde" olarak duyuran Ahmet Mahmut Ünlü'nün, tahliyeden kısa süre önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi siyasi tartışmaları da beraberinde getirdi. Türkiye İşçi Partisi Milletvekili Sera Kadıgil, bu görüşmenin tahliye kararında etkili olup olmadığını sorgulayan bir soru önergesi verdi. Hükümet kanadından ise konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
Cemaat içinden gelen kadınlar, yaşadıkları tehditler ve dışlanma korkusu nedeniyle "hayalet gibi" yaşadıklarını belirtirken, kadın dayanışmasının ve ortak dertlerin konuşulmasının önemine dikkat çekiyorlar.