İran'ın dini lideri Hamaney'in, ABD ile aylar süren müzakerelerin ardından imzalanan mutabakata verdiği onay, Tahran'da siyasi bir krizi tetikledi. Hamaney, mutabakatı onayladığı mesajında "Prensip olarak farklı bir görüşe sahiptim" ifadesini kullanarak, kararın Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın taahhütleri nedeniyle alındığını belirtti. Bu açıklama, İran yönetimini iki farklı kutba ayırdı.
Yönetim içinde belirsizlik
Hamaney'in kullandığı ifade, bir kesim tarafından ekonomik kriz nedeniyle diplomasiye zorunlu bir onay olarak yorumlanırken, sertlik yanlısı çevreler bunu direniş hattının korunması gerektiğine dair bir mesaj olarak değerlendirdi. Yetkililer, bu belirsizliğin sahadaki askeri komutanlar arasında şüphe uyandırdığını ifade ediyor.
Tartışmaların gölgesinde, İran devlet televizyonu IRIB, baş müzakereci Muhammed Kalibaf'ın anlaşmayı savunduğu röportajını aniden kesti. Yayın kesintisi, Kalibaf'ın sertlik yanlısı çevrelerin eleştirilerine yanıt verdiği sırada gerçekleşti. Bu durum, Tahran'daki siyasi gruplar arasındaki görüş ayrılığının somut bir göstergesi olarak yorumlandı.
Doha'da teknik görüşmeler
İç siyasetteki bu gerilim sürerken, Katar'ın başkenti Doha'da İran ve ABD arasında nükleer konular, Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve dondurulmuş varlıkların iadesine yönelik teknik görüşmeler başladı. Görüşmelerde taraflar doğrudan bir araya gelmezken, süreci Katarlı ve Pakistanlı arabulucular yönetiyor. ABD Başkanı Donald Trump, sürece ilişkin yaptığı açıklamada İran ile yürütülen temasların olumlu ilerlediğini belirtti.
İran Dışişleri Bakanlığı, Doha'daki heyete Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi'nin başkanlık ettiğini duyurdu. Görüşmelerde, varılan mutabakat zaptındaki maddelerin uygulanması ve takibi üzerinde duruluyor. Öte yandan Umman yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan geçiş ücreti alınması fikrine mesafeli yaklaşırken, hizmet odaklı ücretlendirmelerin tartışılabileceği sinyalini verdi.