Jeopolitik riskler giderek derinleşirken dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmaların birbirleriyle kurduğu dolaylı ilişkiler dikkat çekiyor. Gazze Şeridi, Rusya-Ukrayna cephesi ve ABD-İran hattındaki son gelişmeler, küresel sistemin yeni bir döneme girdiğine işaret ediyor. Siyasal bilimci Dr. Cihan Günyel, bu üç krizin bağımsız olmadığını ve ortak noktalarının güç asimetrisi olduğunu vurguluyor.
Gazze'de Kontrol Alanı Daralıyor
Gazze Şeridi'nde ateşkes yürürlükte olsa da sahadaki fiili durum sürekli değişim gösteriyor. İsrail ordusu, Sarı Hat olarak bilinen bölgede beton bloklar kullanarak kontrol alanını adım adım genişletiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bölgenin yaklaşık yüzde 70'inin ordu kontrolünde olduğunu açıkladı. Bu durum, yaklaşık 2,13 milyon Filistinlinin sığınabileceği alanın 110 kilometrekareye kadar düşmesine neden oldu. Refah'a yönelik kara harekâtı sonucunda ise 800 binden fazla sivil yerinden edildi.
Savaşın Kapsamı Genişliyor
Rusya-Ukrayna savaşı cephe hattıyla sınırlı kalmıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Moskova bölgesindeki lojistik hedeflerin ve Karadeniz'deki gemilerin vurulduğunu duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı ise Kiev'deki askeri sanayi tesisleri ve liman altyapısının hedef alındığını bildirdi. Karşılıklı saldırılar, çatışmanın enerji tesisleri ve savunma sanayisine kadar uzandığını gösteriyor.
ABD-İran Hattında Gerilim ve Diplomasi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, İran'ın askeri kapasitesini zayıflatmayı amaçlayan yeni operasyonlar başlattığını açıkladı. Öte yandan İran Dışişleri Sözcüsü İsmail Bekayi, ulusal çıkarlar gözetildiği takdirde ABD ile müzakerelerin yeniden başlayabileceğini ifade etti. ABD'li yetkililer ise Hürmüz Boğazı'ndaki kısıtlamaların kaldırılmasını içerebilecek 10 günlük geçici ateşkes ihtimalinin masada olduğunu öne sürüyor.
Uluslararası Dönüşüm ve Harcamalar
Dr. Cihan Günyel, uluslararası hukukun yerini güce dayalı bir sistemin bıraktığını belirtiyor. Sivillerin hedeflendiği ve toplumların cezalandırıldığı bu süreçte, devletler güvenlik politikalarını askeri kapasiteye odaklıyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre küresel askeri harcamalar 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştı. Günyel, enerji kaynakları ve ticaret yollarının mücadelesinin küresel siyasetin belirleyici unsuru olmaya devam edeceğini kaydediyor.