Vücudun sıcaklık, stres veya egzersiz gibi durumlara tepki olarak terlemesi doğal bir süreç olarak kabul edilir. Ancak uzmanlar, vücudun ihtiyacından fazla ve kontrolsüz şekilde gerçekleşen terlemenin, yani hiperhidrozisin, her zaman masum olmayabileceği konusunda uyarıyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ertan Aydın, aşırı terleme durumunun altında yatan nedenlerin doğru teşhis edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.
İki Farklı Terleme Türü
Tıpta hiperhidrozis olarak adlandırılan aşırı terleme durumu, iki ana kategoride inceleniyor. Primer hiperhidrozis, genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde başlayan ve altında başka bir hastalık bulunmayan terleme türüdür. Buna karşılık sekonder hiperhidrozis, altta yatan farklı bir sağlık sorunu veya kullanılan ilaçlar nedeniyle ortaya çıkan terlemeyi ifade eder.
Hangi Durumlar Riskli?
Prof. Dr. Aydın, sekonder hiperhidrozisin diyabet, tiroid bezinin aşırı çalışması (hipertiroidi) veya çeşitli enfeksiyonlar gibi ciddi hastalıkların bir belirtisi olabileceğini belirtiyor. Özellikle gece terlemelerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, bu durumun kanser gibi ciddi hastalıkların habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Ayrıca menopoz, obezite ve bazı ilaç gruplarının da vücutta aşırı terlemeye neden olabileceği biliniyor.
Cerrahi Müdahale Kriterleri
Primer hiperhidrozis yaşamı doğrudan tehdit etmese de, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Cerrahi çözümün değerlendirilmesi için bazı kriterlerin karşılanması gerekiyor. Bu kriterler arasında terlemenin 25 yaşından önce başlaması, ailesel öykünün bulunması, terlemenin simetrik olması ve stres gibi faktörlerle artış göstermesi yer alıyor. Uzmanlar, kontrolsüz terleme şikayeti olan bireylerin, altta yatan nedenlerin belirlenmesi için mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini hatırlatıyor.