Futbol dünyasında bugün heyecanla takip edilen penaltı atışları, aslında uzun yıllar süren bir arayışın ve kural değişikliğinin sonucudur. 1970 yılına kadar berabere biten maçların kaderi, genellikle yazı-tura, kura çekimi veya maliyetli tekrar maçları gibi yöntemlerle belirleniyordu. Özellikle 1968 Avrupa Şampiyonası'nda İtalya'nın Sovyetler Birliği'ni yazı-tura ile elemesi ve Olimpiyatlar'da şapkadan kâğıt çekilerek sonuç belirlenmesi, futbol otoritelerini daha adil bir sistem arayışına itti.
İsrail Futbol Federasyonu yetkilisi Yosef Dagan ve Michael Almog, şansa dayalı bu yöntemlerin ahlaki olmadığını savunarak penaltı atışları sistemini önerdi. Bu öneri, 27 Haziran 1970 tarihinde Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (IFAB) tarafından onaylandı. Yeni kural, beraberlik durumunda her iki takımın beşer penaltı kullanmasını ve eşitlik bozulmazsa kazanan belirlenene kadar devam edilmesini öngörüyordu.
Bu kuralın ilk resmi uygulaması, 5 Ağustos 1970 tarihinde İngiltere'de düzenlenen Watney Kupası'nda Manchester United ile Hull City arasında oynanan maçta gerçekleşti. Ulusal Futbol Müzesi kayıtlarına göre bu müsabaka, futbol tarihinde penaltı atışlarının kullanıldığı ilk resmi maç olarak kabul edilmektedir. Maçın uzatma dakikaları 1-1 sona erince, futbolseverler tarihin ilk penaltı serisine tanıklık etti.
O gün sahada bulunan George Best, Denis Law ve Hull City kalecisi Ian McKechnie gibi isimler, futbolun en gergin anlarından birinin ilk aktörleri oldular. Denis Law penaltı kaçıran ilk oyuncu olurken, kaleci McKechnie de penaltı kullanan ilk kaleci olarak tarihe geçti. O günden bu yana penaltı atışları, Dünya Kupası finalleri dahil olmak üzere pek çok büyük turnuvanın kaderini belirleyen, hem oyuncular hem de taraftarlar için büyük bir stres kaynağı olan vazgeçilmez bir yöntem haline geldi.