Kriminal bilimlerdeki teknolojik ilerlemeler, Türkiye'de uzun yıllar boyunca faili meçhul kalan cinayet dosyalarının yeniden açılmasını sağladı. Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar, "kusursuz cinayet yoktur" ilkesiyle birçok olayın perde arkasını araladı.
Bilimsel Yöntemlerle Gelen Adalet
Balıkesir'de 2005 yılında yaşanan ve başlangıçta kaza sanılan yangın faciasının, aslında bir cinayet olduğu HTS kayıtları ve tanık ifadeleriyle ortaya çıkarıldı. Benzer şekilde, Denizli'de 20 yıl önce işlenen bir market sahibi cinayeti, güncel teknik takip yöntemleriyle çözüldü. Hatay'da 14 yıldır kayıp olan Selbi Uygur'un akıbeti ise, kayınvalidesinin itirafı ve DNA analizleri sonucunda bir portakal bahçesinde bulunan kemiklerle kesinleşti.
DNA Eşleşmeleri Kilit Rol Oynadı
İstanbul'da 2014 yılında işlenen Gültekin Yıldırım cinayeti, yıllar sonra başka bir suçtan gözaltına alınan şüphelinin DNA örneklerinin olay yerindeki bulgularla eşleşmesiyle aydınlatıldı. Yine İstanbul'da 2016 yılında bir teknede ölü bulunan Yusuf Sayaner'in katilinin, maktulün en yakın arkadaşı olduğu teknik verilerle kanıtlandı. Samsun'da 2007 yılında gerçekleşen Ali Sarıoğlu cinayetinde ise, olay sonrası yapılan asılsız ihbarın izini süren ekipler, 19 yıl sonra şüphelilere ulaşmayı başardı.
Bu vakalar, kriminal incelemelerde kullanılan yapay zeka destekli analizlerin, dijital veri incelemelerinin ve biyolojik delillerin, zaman aşımı riski taşıyan dosyaların çözülmesinde ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha gösterdi. Yakalanan şüpheliler, emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilerek tutuklandı.